08.02.2023, Çarşamba
-3 °C / 5 °C Denizli Hava Durumu
  1. ANA SAYFA
  2. /
  3. GÜNDEM
  4. /
  5. YSK’da kritik seçime doğru, Denizlili üye...

YSK’da kritik seçime doğru, Denizlili üye yeniden seçilecek mi?

A- A+
Engin ÜNAL / D20HABER
Yayınlanma: 19 Aralık 2022 Pazartesi - 11:47Güncelleme: 19 Aralık 2022 Pazartesi - 14:22
YSK’da kritik seçime doğru, Denizlili üye yeniden seçilecek mi?

Yüksek Seçim Kurulunda (YSK), başkan Muharrem Akkaya ile birlikte aralarında Denizlili Yusuf Aykın’ın da bulunduğu 5 üyenin görev süresi 24 Ocak 2023’te dolacak. Gözler, YSK’nın yeni üyelerinin belirlemek üzere yapılacak seçime çevrildi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptal edilmemesi yönünde oy kullanan 4 üyeden birisi olan Denizlili Aykın’ın bu göreve yeniden seçilip seçilemeyeceği merakla bekleniyor.

Türkiye, 2023’te yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerine doğru yol alırken, gözler bir taraftan da kritik seçim öncesinde YSK’da boşalacak 5 üye için yapılacak seçime çevrildi. 24 Ocak 2023’te YSK Başkanı Muharrem Akkaya ile birlikte Yunus Aykın, Cengiz Topaktaş, Kürşat Hamurcu ve Erhan Çiftçi’nin görev süreleri dolacak.

BİR ÜYE DAHİ SEÇİLEMEZSE DİĞER 4 ÜYE GÖREVE BAŞLAYAMIYOR

Yeni üyleri belirlemek üzere Yargıtay 3, Danıştay ise 2 üyeyi, kendi üyeleri arasından ocak ayının ikinci haftasında seçecek. Yasaya göre, 5 üyeden birisi bile seçilemezse, seçilen 4 üye görevine başlayamıyor. Bu nedenle 5 üyenin tamamı seçilinceye kadar görev süresi dolanlar YSK’da görev yapmaya devam edecek.

İSTANBUL SEÇİMİNİN İPTALİNE KARŞI HAYIR OYU KULLANMIŞTI

Türkiye’nin gündeminden düşmeyen ve Ekrem İmamoğlu’nun ceza almasıyla bir kez daha anımsanan 2019 İstanbul Belediye Başkanlığı seçiminin iptali YSK’da görüşülürken Denizlili üye Yunus Aykın, YSK Başkanı Sadi Güven, Kürşat Hamurcu ve Cengiz Topaktaş “hayır” oyu kullanmıştı.

Kurul üyeleri Muharrem Akkaya, Nakiddin Buğday, Erhan Çiftçi, Zeki Yiğit, Faruk Kaymak, İlhan Hanağası ve Refik Eğri ise seçimin iptal edilmesi yönünde oy vermişti.

AYKIN’IN HAYIR OYU GEREKÇESİ

Aykın, 17 sayfalık karşı oy gerekçesinde; iddia edilen olaylar, ileri sürülen hukuki nedenler ve itiraz dilekçesine ilişkin görüşlerini şöyle dile getirmişti:

“SEÇİM İPTALİ EN SON BAŞVURULACAK OLAĞANÜSTÜ VE İSTİSNAİ BİR TEDBİRDİR”

“Demokrasilerde gerçekleşmiş ve sonucu alınmış bir seçimin iptal edilmesi en son başvurulacak olağanüstü ve istisnai bir tedbirdir. Bu nedenle seçimin iptali istemiyle yapılan itirazlar hakkında karar verme yetkisine sahip kurulların, gerçekleştiği iddia olunan olayların mahiyetini, gösterilen delilleri, belgeleri ve hukuki sebepleri bir arada değerlendirmesi, seçimin düzen ve dürüstlük içinde yapılıp yapılmadığını, Anayasanın 67. maddesinde sayılan esaslara uyulup uyulmadığını irdelemesi, iddia edilen hususların seçimin sonucuna tesir edip etmediğini tespit etmesi tüm bunları yaparken Anayasa ile teminat altına alınan seçme ve seçilme hakkının özünü zedelememesi gerekmektedir.

“SÜRESİ İÇİNDE ŞİKAYET VE İTİRAZ YOK”

Olağanüstü itiraz dilekçesi ve ekleri incelendiğinde itiraz eden parti tarafından İstanbul İlinde sandık kurullarının teşkili işlemlerine karşı seçim takviminde belirtilen süreler içinde şikayet ve itiraz yolunun kullanılmadığı anlaşılmaktadır.

İlçe seçim kurulu üyelikleri 298 sayılı Kanunun 19. maddesi uyarınca belirlenmekte olup, anılan maddedeki koşulları taşıması nedeniyle Adalet ve Kalkınma Partisinin İstanbul İlçe Seçim Kurullarının tamamında bir asıl ve bir yedek üyesi bulunmaktadır. Sandık kurulu başkan ve üyelikleri için ad çekme işlemlerinin, ilçe seçim kurulu huzurunda yapıldığı göz önüne alındığında itiraz eden partinin sandık kurulunun teşkilinden habersiz olduğu söylenemez. Kaldı ki kura işleminin yapılmadığı, ya da sandık kurullarında görev alan kişilerle ilgili kendilerine bilgi verilmediği iddia edilse dahi, bu işlemlerin yapılmamış olmasına karşı da süresi içinde şikayet ve itiraz yolu açık olduğundan, bu sürelerin geçirilmesinden ve seçimin sonuçlanmasından sonra seçimin iptal sebebi olarak ileri sürülemez.

“HER ŞEKİL SAKATLIĞI, İDARİ İŞLEMİN VE HUKUKİ SONUÇLARININ ORTADAN KALDIRILMASI SONUCUNU DOĞURMAZ”

İdari işlemlerin kesinliği ilkesi ve bu işlemlerdeki şekil sakatlığının hukuki sonuçlarının irdelenmesi:
Esasen kural olarak idari işlemler kesin ve yürütülmesi zorunlu işlemlerdir. Ancak Kanunun işlemin kesinleşmesi için itiraz sürecinin tüketilmesini öngördüğü durumlarda, kesinleşme için ya öngörülen sürede itiraz edilmemesi ya da yapılan itirazın yetkili merciler tarafından reddedilmesi gereklidir. İdari işlem kesinleştikten sonra kesin ve yürütülmesi zorunlu hale gelir ve hukuka uygunluk karinesinden faydalanır. Uygulanması sonucu ortaya çıkan hukuki sonuçlar da hukuken meşrudur. İşlemin uygulanması ve hukuki sonuçlarının doğmasından sonra Kanunun öngördüğü bir yol kullanılarak “şekil yönünden sakat” olduğu iddiasıyla itiraza konu edilmesi ve doğurduğu hukuki sonuçların ortadan kaldırılmasının istenilmesi durumunda sakatlığın sonuçlara esaslı şekilde etkili olup olmadığına bakmak gerekir. Şekil sakatlığının, işlemin doğurduğu hukuki sonuçlara esaslı bir etkisinin olmadığının ve bu sakatlığın idarenin kusurundan kaynaklandığının tespiti halinde işlemin uygulanmasına bağlı olarak ortaya çıkan hukuki sonuçların da korunması gerekir. Dolayısıyla her şekil sakatlığı, idari işlemin ve hukuki sonuçlarının ortadan kaldırılması sonucunu doğurmaz.

298 sayılı Kanunun 22. maddesi uyarınca ilçe seçim kurulu başkanının yaptığı sandık kurulu başkanlarını belirleme işlemi idari nitelikli işlem niteliğindedir. Dolayısıyla itiraz dilekçesinde; bu belirleme işleminin seçimin sonucuna esaslı bir etkide bulunduğu kanıtlanamadığı takdirde birçok işlemin uygulanması ile beliren seçim sonucunun, tek bir işlemdeki şekil sakatlığı nedeniyle ortadan kaldırılması hukuka aykırıdır.

Öte yandan, kamu görevlisi olmayan sandık kurulu başkanlarının görev yaptığı sandıklarda kullanılan oyların geçersiz sayılması ve bu nedenle geçersiz sayılan oyların toplamının seçim sonucuna tesir etmesi durumunda seçimin iptal edilebilmesi için, kamu görevlisi olmayan sandık kurulu başkanlarının her birinin, oy verme gününde yaptıkları işlemlerde yanlı davrandıkları, seçmenin iradesine etki ettikleri, Kanun ve Genelge hükümlerine aykırı işlem yaptıkları, gizli oy açık sayım ilkesine uymayan tutum ve davranışlar sergilediklerinin somut delil ve gerekçelerle kanıtlanması gerekmektedir.

“SOMUT BİR OLAYIN MAHİYETİNDEN BAHSEDİLMEMİŞTİR”

Haberin DevamıReklam

Olağanüstü itiraz dilekçesinin eki belgeler arasında kamu görevlisi olmayan sandık kurulu başkanları hakkında; oy verme günü kanunun verdiği yetkilere dayanarak yaptıkları işlemler, aldıkları tedbirler ve kanunun koyduğu yasaklara aykırı davranışları nedeniyle sözlü ya da yazılı bir başvuruda bulunulduğuna veya 112. madde uyarınca seçim kurullarına itiraz edildiğine ilişkin bir belge sunulmadığı gibi, itiraz dilekçesinde de sandık numarası ve isim belirtilmek suretiyle somut bir olayın mahiyetinden bahsedilmemiştir.

Kamu görevlisi olmayan sandık kurulu başkanlarının oy verme günü yaptıkları işlemlerde ve aldıkları tedbirlerde 298 sayılı Kanuna ve Yüksek Seçim Kurulunca hazırlanan Genelgelere aykırı davrandıkları, şüpheli tutum ve davranış sergilediklerine ilişkin delil ve gerekçe gösterilmediğinden, kesinleşmiş sandık kurulu oluşumuna dayalı olarak yapılan itirazın reddi gerekmektedir.

Yargı kararlarının öngörülebilir olması maddi ve hukuki yönden benzer olan ihtilaflarda verilen kararların da benzer olması anlamına gelir.Yüksek Seçim Kurulu yıllar itibariyle “sürekli” ve “tutarlı” bir şekilde seçimlerden önce tesis edilip kesinleşen sandık kurullarının kuruluşuna ilişkin işlemlerin, seçimlerden sonra seçim iptal sebebi olarak ileri sürülemeyeceğine, bu işlemlerin seçim sonucuna müessir sayılabilmesi için sandık kurulunda görev alması mümkün olmadığı halde görev yapan kişilerin oy verme günü kanun ve genelgelere aykırı işlemler yaptığının delil ve gerekçeleriyle kanıtlanması gerektiğine ilişkin kararlar vermiştir.

Bu itibarla, kamu görevlisi olmayan kişilerin görev yaptıkları sandıklarda, 5 üyesi siyasi partiler tarafından belirlenen 7 kişiden oluşan sandık kurullarınca, oy verme günü işlemleri Kanun ve Genelgelere uygun şekilde yapılmış, seçmen özgür iradesi ile oyunu kullanmış, gizli oy açık sayım ilkesine uyulmuş, sayım döküm ve tasnif işlemleri adaylar, müşahitler ve vatandaşların huzurunda şeffaf ve dürüst şekilde yapılmış, sandık sonuç tutanağı düzenlenmiş ve bu tutanaklar ilçe birleştirme tutanaklarına girilmiş, Ak Partili üyenin de görev yaptığı bu sandıklarda sayılan hususların yerine getirilmediğine ilişkin her hangi bir şikayet ve itirazda bulunulmamış ise, seçmene yüklenebilecek bir kusur olmamasına rağmen, ilçe seçim kurulu başkanının kusur ve ihmaliyle sandık kurulu başkanının kanuna aykırı belirlenmiş olması nedeniyle Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle teminat altına alınan seçme hakkının özünü ortadan kaldıracak şekilde o sandıklarda kullanılan oyların geçersiz sayılması hukuken mümkün olmadığından olağanüstü itirazın bu sebeple de reddi gerekmektedir.

“GEREKÇELİ KARARIN HÜKÜMLE UYUMLU OLMASI GEREKİR”

Usul yönünden:
Yüksek Seçim Kurulunun 6 Mayıs 2019 tarihinde yapılan toplantısında itiraz eden Adalet ve Kalkınma Partisinin seçimin iptali için ileri sürdüğü sebeplerden sandık kurulu başkanlarının 298 sayılı Kanunun 22. maddesine aykırı olarak belirlendiği ve bu durumun da seçim sonuçlarına müessir olduğu iddiası dışındaki sebepler kabul edilmemiştir. Toplantı dağılmadan hazırlanıp anında açıklanan kısa kararda, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin, sandık kurullarının Kanuna aykırı oluşturulduğu ve bunun da seçim sonuçlarına müessir olduğu gerekçesiyle iptal edildiği ilan edilmiştir.

Kısa karar hüküm niteliğinde olup, gerekçeli kararın hükümle uyumlu olması gerekir. Gerekçeli karar, açıklanan hükmün gerekçelerinin gösterilmesinden ibaret olup, gerekçeli kararda hükmün dayandığı sebepten farklı sebeplere dayanılması, ilan edilen hükmün hem muhalif kalan üyeler hem de ilgililer tarafından denetlenmesini zorlaştırır. Hal böyle olmasına karşın, gerekçeli kararda, sayım döküm cetvellerine ilişkin eksiklikler ile kısıtlı seçmenlerin oy kullanması, ölü, tutuklu ve hükümlü seçmenlerin yerine oy kullanılması, seçimin sonucuna müessir olmamakla birlikte usulsüzlük olarak değerlendirilip, seçimin iptal edilmesine ilişkin gerekçeler arasında yer verildiği görülmekle, gerekçeli kararın yazılmasından sonra muttali olduğum bu hususlara ilişkin de görüş belirtmek gerekmiştir.

“EKSİKLİKLERİN TAMAMININ SANDIKLARDA MEYDANA GELDİĞİNİN ORTAYA KONULMASI ZORUNLUDUR”

Gerekçeli kararda “…Sayım döküm cetvellerindeki bu eksiklik tek başına seçim sonucuna müessir olmamakla birlikte, sandık kurulu başkanlarının kanuna aykırı biçimde belirlenmesi ile birlikte değerlendirilmiştir” denilmektedir. 298 sayılı Kanunun130. maddesinde olağanüstü itirazlar “seçimin neticesine müessir olaylar ve haller sebebiyle yapılan itirazlar” olarak tanımlanmaktadır. Bu itibarla, sayım döküm cetvellerindeki bu eksiklik tek başına seçim sonucuna müessir değil ise bu sebebe dayalı yapılan itirazın olağanüstü itiraz kapsamında incelenemeyeceği gerekçesiyle reddedilmesi; bu sebebe dayalı itirazın, sandık kurulu başkanlarının kanuna aykırı biçimde belirlenmesi ile birlikte değerlendirilebilmesi için ise, anılan eksikliklerin tamamının ya da ekseriyetinin sandık kurulu başkanlarının kanuna aykırı biçimde belirlendiği sandıklarda meydana geldiğinin ortaya konulması zorunludur.

“KARARA KATILMIYORUM”

Gerçekleştiği iddia edilen olaylar ve ileri sürülen hukuki sebepler, itiraz dilekçesi ve ekleri ile kurulumuzca verilen ara kararı uyarınca toplanan bilgi ve belgelere göre seçimin
sonucuna müessir olmadığından, itirazın reddi gerektiği görüşüyle aksi yönde verilen karara katılmıyorum.”

YUNUS AYKIN KİMDİR?

Tartışma yaratan bu kararla ilgili hayır oyu veren üyeler arasında yer alan Yunus Aykın, Tavas-Garipköylü. Aykın, AK Parti’nin kapatılmasıyla ilgili açılan davada AK Parti’nin savunmasını hazırlayan isimler arasında yer aldı. Aykın’ın biyografisi şöyle:

Garipköy’de 1964 yılında dünyaya gelen Yunus Aykın, ilkokulu Garipköy’de okudu. Ortaöğrenimini Isparta Gönen Öğretmen Lisesi’nde tamamladı. Yükseköğrenimini İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde yaptı ve 1987 yılında mezun oldu.

Danıştay’da tetkik hakimi olarak 1990 yılında mesleğine başlayan Aykın, 2014 yılında Danıştay Üyeliğine seçildi. Başbakanlık Müşavirliği görevinde de bulunan Yunus Aykın, 25 Temmuz 2016’da HSYK Genel Kurulu’nda Danıştay Üyeliğine yeniden, 2 Eylül 2016’da ise Danıştay Genel Kurulu’nda YSK Üyeliğine seçildi.