25.09.2026, Cuma
13 °C / 27 °C Denizli Hava Durumu
d20haber.com

Eğitim-İş’ten çağrı: Güvenli okul, sağlıklı eğitim

A- A+
D20HABER
Yayınlanma: 24 Eylül 2026 Perşembe - 21:28Güncelleme: 24 Eylül 2026 Perşembe - 21:29
Eğitim-İş’ten çağrı: Güvenli okul, sağlıklı eğitim

Denizli’de, Eğitim – İş Sendikası üyeleri “güvenlik okul, sağlıklı eğitim” çağrısıyla yürüyüş yaptı, üyelerin 3 gün boyunca siyah giyinerek, yakalarına kokart takacağı açıklandı.

Eğitim – İş Sendikası Denizli 1 ve 2 Nolu şubelerin üyeleri, okullara yönelik silahlı saldırıları protesto etmek üzere Valilik önünden Delikliçınar Meydanı’na kadar yürüyüş yaptı. Yürüyüş sonunda Eğitim – İş Sendikası Denizli 1 Nolu Şube Başkanı İlker Zengin ve 2 Nolu Şube Başkanı Gökhan Okulu, ortak açıklamada bulundu.

Ortak açıklamada, Manisa’nın Turgutlu ilçesindeki İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde yaşanan silahlı saldırıda 11 öğrencinin yaralandığı, evlerinden eğitim görmek için çıkan çocukların daha okul sıralarına ulaşamadan silahlı şiddetin ortasında kaldığı kaydedildi. Açıklamada özetle şu ifadelere yer verildi:

“Yaşananları daha da vahim hale getiren ise bu okulun güvenlik açısından 1. derece riskli okul olarak değerlendirilmiş olmasıdır. Okulların çocuklarımız açısından riskli alanlar olarak sınıflandırılmak zorunda kalması başlı başına ciddi bir sorundur. Madem bu okul 1. derece riskli olarak tespit edilmişti, bu riskin gerektirdiği güvenlik tedbirlerinin neden alınmadığını sormak zorundayız. Daha okulun girişinde dahi çocuklarımızın güvenliğinin sağlanamamış olması İçişleri Bakanlığı’nın ciddi bir zafiyetidir.

Denizli'de Eğitim İş Sendikası üyeleri güvenli okul sağlıklı eğitim talebiyle yürüyüş yaptı

Çocuklar şiddeti icat etmez, toplumdan öğrenir. Mesele aynı zamanda bir çocuğun nasıl şiddetin faili haline geldiğidir. Mesele, bir çocuğun eline silah geçene kadar devletin hangi mekanizmalarının devrede olduğudur. Eğitimden uzaklaşan çocuğu kimin takip ettiği, sosyal ve psikolojik açıdan risk altındaysa ona kimin ulaştığı, ailesi desteğe ihtiyaç duyuyorsa hangi kurumun o kapıyı çaldığıdır. Şiddet riski ortaya çıktığında okulun, ailenin, sosyal hizmetlerin, sağlık sisteminin ve güvenlik birimlerinin birbirinden haberdar olup olmadığıdır.

Protokolün altına imza atan bütün Bakanlıklara soruyoruz: Sizin sorumluluğunuz neydi ve bu sorumluluğu neden yerine getirmediniz? Millî Eğitim Bakanlığına soruyoruz: Okullarımızda neden yeterli sayıda rehberlik öğretmeni yok? Devamsızlığı artan, okuluyla bağı zayıflayan, eğitimden uzaklaşan veya davranışlarında ciddi değişiklikler gözlenen çocuklar için neden etkili mekanizmalar işletilmiyor?

Haberin DevamıReklam




İçişleri Bakanlığına da açıkça soruyoruz: Türkiye’de bireysel silahlanmanın yarattığı tehlikeyi görmezden gelemeyiz. Ancak mesele yalnızca bireysel silahlanma değildir. Temel soru şudur: Bir çocuğun eline silah geçmesine ve bu silahın başka çocuklara yönelmesine kadar uzanan süreçte önleyici mekanizmalar neden sonuç vermedi?

Biz, çocuklarımızın ne şiddetin mağduru ne de şiddetin faili olmasını istiyoruz. Bunun yolu, çocukları yalnızca sorun ortaya çıktığında hatırlayan değil, hayatlarının her aşamasında gören güçlü bir kamu sisteminden geçmektedir. Bu nedenle okul güvenliğini yalnızca polisiye tedbirlerle açıklayan anlayışı doğru bulmuyoruz.

Yeterli sayıda PDR uzmanı istihdam edilmeli, çocuk ve ergen psikologları, psikiyatristler ve sosyal hizmet uzmanlarıyla güçlü bir mekanizma kurulmalı; okul ve derslik yapılmalı, kalabalık sınıflar azaltılmalı ve ikili eğitim sonlandırılmalı; öğrencilerin ücretsiz sanat, spor, kültür ve kulüp faaliyetlerine erişimi sağlanmalı; zorbalık ve sosyal dışlanmayla mücadele programları yaygınlaştırılmalı; öğrencilerin okula aidiyetini güçlendirecek politikalar uygulanmalı ve eğitim gelecek vadetmelidir.

Denizli'de Eğitim İş Sendikası üyeleri güvenli okul sağlıklı eğitim talebiyle yürüyüş yaptı

Güvenli okul yalnızca kapısında güvenlik görevlisi bulunan okul değildir. Çocuğun kendisini ait hissettiği ve geleceğine umutla bakabildiği; öğretmenin saygınlığının ve mesleki güvencesinin korunduğu; zorbalığın ve dışlanmanın görmezden gelinmediği; yardım isteyenin sesinin duyulduğu okuldur. Kısacası çözüm, çocuğu yalnızca öğrenci olarak değil, bir bütün olarak gören kamusal politikalardadır.

Çocuklarımız yaşamını kaybettikten sonra müdahale eden değil, yaralanmadan ve ölmeden önce riski gören; çocuk eğitimden uzaklaştığında dosyasını kapatan değil kapısını çalan; aile sorun yaşadığında yalnız bırakan değil destekleyen; şiddet riski ortaya çıktığında kurumların birlikte harekete geçtiği bir kamu düzeni istiyoruz.

Çocuklarımızın güvenle eğitim gördüğü, eğitim emekçilerinin can güvenliği kaygısı taşımadan görev yaptığı okullar istiyoruz. Bunun için ‘Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim’ talebimizi yükseltiyor, okullarımızda siyah giyiniyor, üç gün boyunca yakalarımıza kokartlarımızı takıyoruz. Çocuklarımızın ve eğitim emekçilerinin güvenliği sağlanana kadar bu meseleyi gündemde tutmaya, sorumlulara sorumluluklarını hatırlatmaya devam edeceğiz.”