08.10.2026, Perşembe
15 °C / 26 °C Denizli Hava Durumu

Çavuşoğlu’ndan Zeybekci’ye fon parası için açıklama çağrısı

A- A+
D20HABER
Yayınlanma: 7 Ekim 2026 Çarşamba - 14:24Güncelleme: 7 Ekim 2026 Çarşamba - 14:25
Çavuşoğlu’ndan Zeybekci’ye fon parası için açıklama çağrısı

Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, fonda 250 milyon lira kaybettiği öne sürülen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci'ye fona yatırdığı öne sürülen 250 milyon lirayla ilgili "Yatırılan paranın bir evrakı vardır herhalde, onu gösterin" çağrısı yaptı.

Basın toplantısı düzenleyen Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, son dönemde hem şehir hem ülke gündeminde birçok gelişme yaşandığını, Türkiye tarihinde görülmemiş büyük badireler içinden geçildiğini, büyük olaylara tanıklık edildiğini, bu büyük olayların sonunda kaybedenin yine şehrin ve ülkenin vatandaşları olduğunu söyledi. Çavuşoğlu’nun açıklamasında öne çıkan başlıklar şöyle:

Kontrol edilebilecek bir sürecin kontrol dışı bırakılması neticesinde bugün yüz binlerce insanımızın mağdur olduğu bir fon kriziyle baş başayız. Bunları öncelikli görmemiz ve önemsememiz gerekiyor. Çünkü bunlar bu şehrin ve bu ülkenin kaynaklarıdır. Denizli, Türkiye’nin seksende biridir. Türkiye’de ne varsa seksende biri bizde vardır. Bu anlamda fon krizinde yaklaşık 600.000 civarında insan mağdur olduysa, benim şehrimde de 7.500 insan mağdur olmuştur.

Bu mağduriyetlerin farklı oranları da vardır ve bu çok önemlidir. Kimisi cebindeki son kuruşuyla, kimisi miktarını bilemediği kadar parasıyla mağdur olmuştur. Mağduriyetin kendisini nasıl yarattığı da önemlidir. Bunun özellikle şehrin hafızasında yer etmesi gerektiğini düşünüyorum.

Öyle büyük paralar tasavvur edebildiğiniz kadardır, işler sizin dalınızın büyüklüğü kadardır, hayallerinizde ve ufuklarınızda görebildiğiniz yer kadardır. Bugün benim şehrimin insanları, benim ülkemim insanları bir öğün düzgün beslenebilmenin, karnını doyurabilmenin, çocuğunu okula gönderirken ona harçlık verebilmenin, işçi ise ayın sonunu getirebilmenin, memur ise ayın sonunu getirebilmenin, Ayşe’sinin günlük ihtiyaçlarını karşılayabilmenin, Nebi’nin kirasını ödeyebilmenin derdi içindedir.

Bırakın artık büyük hayalleri, grup evi, araba, bağ-bahçe, mülk sahibi olmayı; en temel ihtiyaçlarını karşılama çabası içerisinde yaşamaya çalışıyorlar. Bu yaşamlarını döndürmeye çalışırken maalesef bütün ayarlarımız ve dengelerimiz bozulmuş durumda. Artık her şeyiyle kontrol edilemez bir hâle gelmiş bir ülkede yaşıyoruz.

Bu zorluk, vatandaşın karnını doyurabilecek kadar bir meram ve dert içerisindeyken, birileri bu ülkede hatırı sayılır makamları işgal etmiş, hatırı sayılır görevlerde yer almış ve tahmin edemeyeceğimiz, hayal bile kuramayacağımız kadar büyük meblağlarla oynar hâle gelmiştir. Bu da bugün geldiğimiz uçurumun ne kadar büyük olduğunu gösteriyor.

Düşünün bir ülkenin bakanlığını yapan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bursuyla okumuş bir vatandaşımız daha sonra bakan oluyor. Yakalanmamış olsaydı, hayallerinizde bile göremeyeceğiniz, rüyanıza bile sığdıramayacağınız kadar büyük paralar kazanmışlardı. O kazandıklarını iade ettiği söyleniyor. Daha bugüne kadar kapısını çalan bir Allah’ın kulu yok. Bunun gibi onlarcası var, onlarcası çıkacak.

Biz biliyoruz ki bu ülkenin kaynaklarını sömürenler birer birer ortaya çıkacak. Ama benim vatandaşım da bunun takipçisi olmak zorundadır. En güzeli de şehrimizde yaşıyoruz. Şehrimizde düşünün ki bizim hayallerimizin bile ulaşamayacağı miktarlardan haberi olmayan birileri var. İddia edilen rakam da kimsenin bildiği bir rakam değildir.

Buradan çağrı yapıyorum: Bu kolaydır. O günün kuruşu, bugün fon hesaplarına yatırdığınız paranın ne evrakını gösterirsiniz. Kaç gün öncesi ise kaç gün sonrasıyla çıkar. Bu şehir bilir: 250 milyon fonda parası kalmış 500 milyon mu, yoksa bir ay önce 2,5 milyar yatırıp 250 binini mi çekmiş? Böyle büyük bir para… 2,5 milyar dediğiniz zaman dün Genel Başkan da anlattı bu rakam öyle bir rakam değildir. Hani bizim köydeki Ayşe teyzemin dediği 2-2,5 milyar değil. Bu rakam ne oluyor? Katrilyon herhalde eski parayla. Ben bile bilemiyorum artık. Ben de sayıyorum: 230 katrilyondan bahsediyoruz. Sadece fazla paradan bahsediyoruz. Bu paranın da sadece görünen kısmından bahsediyoruz.

Onun için yüce rabbim büyüktür. Böyle yolculuklara çıkıp hepimizin yarınlarını çalmışlardır. Ben isyan ediyorum. Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı olarak isyan ediyorum. Niye isyan ediyorum biliyor musunuz? Çünkü ben 1.060.000 kişinin vebalini omuzumda taşıyorum. Onlar bu şehirde beni, bu şehrin kaynaklarını doğru düzgün, ahlaklı kullansın diye başkan seçtiler. Bunun yanında üç maymunu oynayıp ‘görmedim, duymadım, bilmiyorum’ deme şansım yoktur. Çünkü ben onların tercümanı olmak zorundayım. Ben çocuğuna kıyafet alamadığı için intihar etmek zorunda kalan babanın sesi olmak zorundayım. Daha iki gün önce emeklilik vaadiyle dolandırılan 58 yaşındaki, hayatına son veren vatandaşın sesi olmak zorundayım.

Çünkü bu sömürülen, bu ortadan kaldırılan, bu dışarıya götürülen, bilmediğimiz paraların bizim huzurlu ve mutlu bir geleceğimizi çaldığını da bilmemiz gerekiyor. Bu çalınan paralar yüzünden bu şehrin kaynakları, bu şehrin paraları yok oluyor. Bize düzgün bir şekilde, sistem içerisinde bu paralar hareket etmiş olsaydı, Denizli Büyükşehir’in payına düşen para iki kat olurdu. Ben bu şehre iki kat daha fazla hizmet ederdim. Yani bunu söylemek benim siyaset yaptığım anlamına gelmez; benim şehrimin sokağında yaşayan herkesin hakkını savunduğum anlamına gelmesi gerektiğini herkesin bilmesi gerekir.

Haberin DevamıReklam




Artık dur dememiz gerekiyor. Artık öyle bir hâle geldi ki bu şehirde ve bu ülkede hiçbirimizin, bakın yıllardır söylüyoruz. ‘Bugün belediyelere el koyanlar, yarın sizin malınıza da el koyarlar’ dediğimizde hiç kimse bize inanmamıştı. Bugün geldiğimiz nokta burasıdır. Fon aracılığıyla bütün cebimizdeki paraları alıyorlar. Şehrimde 7.500 insana dolandırmışlar. Ne verileceği belli değil, nasıl verileceği belli değil. Farz edin ki faizleriyle verdiler ya da temettüleriyle verdiler; bu defa da yine bizim paramızı vermiş olacaklar. Bir başkası dolandıracak, yine şehrimin ve ülkemin insanının üzerinden, vergileriyle ödemiş olduğu paralardan tahsil edecekler.

Onun için şehrimin ve ülkemin artık ayağa kalkma zamanı gelmiştir. Hesap sorma zamanı gelmiştir. Geleceklerine sahip çıkmak isteyen herkesin ve her kesimin bu anlamda bu duruma ses çıkarıyor olması gerekir. Bize diyorlar ki: Başkanım sen karışma, aman ha, sen belediye yönet. Kardeş, ben sorumlu sahibiyim. Sizin hepinizin, bu şehirde yaşayan herkesin vebali benim omuzumdadır.

Benim tarımda üreten işçim, bu dolandırılanlar, giden paralar, fondan çekilen paralar yüzünden 100 TL’ye mazot alıyor. Benim çiftçim bundan alıyor mazotu. Niye? Üzerindeki vergi yükünü kim ödüyor? Vergiyi biz ödüyoruz. Kime gidiyor bizim ödediğimiz vergiler? Biz bir yere gidiyor sanıyoruz; meğerse koyup birer milyar götürenlere gidiyormuş.

Onun için bence artık herkesin şu cevabı vermesi gerekir: Hırsız yakalanınca şunu yapsa, o zaman herkes hırsızlık yapar. Şimdi yeni moda bu oldu. Hırsızı yakaladığınız zaman elindekini verince suçtan kurtuluyor. Herkes çalmaya devam etsin mi? Eder. Şimdi yeni o da bu: Fonda fonlamış eski bakan yakalanmış, “Ben parayı geri veriyorum” diyor. Kimse kapısını bile çalmıyor. Nerede var böyle hırsızlık? Biz hırsızları niye cezaevine atıyoruz o zaman? Hırsızlar yakalandığı zaman malları verdiğinde cezadan kurtuluyorsa, o zaman herkes hırsızlık yapar. Yani herkes derken yanlış anlaşılmasın; ahlakı buna uygun olanlar yapar.

Artık hırsızın kim olduğu da belli değil. Seçilmişi de, kazandığınızı da çalıyorlar. Yani artık belediyelere çöküyorlar. Böyle bir dünya yoktur. Yani seçmen iradesiyle ortaya çıkmış bir iradenin, yani bir anda değiştirme sürecini de yaşıyoruz. Bunlar doğru değildir. Hep beraber hakkımızı savunmamız lazımdır.

Bugün dünya üzerinde böyle bir örneği yoktur. En son adalarda yaşadık: On belediye meclis üyesi bir partiden, iki belediye meclis üyesi bir partiden seçim yapılıyor; iki belediye meclis üyesi olan parti seçimi kazanıyor, başkan vekili oluyor. Bunun hiçbir şekilde izi yoktur. Bir gecede artık herkes yer değiştirir oldu. Yani oyunun kuralları kişiye göre değişmeye başladığı sürece top oynamaya gerek yoktur.

Arkadaşlar, 22 senenin sonunda geldiğimiz yer neresi biliyor musunuz? Her yeri çürümüş ve her yeri kokuşmuş bir bataklıkta yaşıyoruz. Nereye elinizi atarsanız: Fon diyorsunuz, elinizde kalıyor; SPK diyorsunuz, elinizde kalıyor; borsa diyorsunuz, elinizde kalıyor; hakem diyorsunuz, elinizde kalıyor; federasyon diyorsunuz, elinizde kalıyor; maliye diyorsunuz, elinizde kalıyor. Aklınıza ne gelirse, yerel yönetimler diyorsunuz, elinizde kalıyor. Böyle bir şey dünyanın hiçbir yerinde yoktur.

Ecevit döneminde kriz bir yazarkasayla çıkmıştı. Bir tek yazarkasa atıldığı ülke ayağa kalkmıştı. Bugün meydanlarda insanlar kendi hayatına son veriyor. Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, basınında yer dahi almıyor. Bir vatandaş, kendi yaşamına, bu ülkesine yıllarca hizmet etmiş biri kendi yaşamına son verdi; kapı duvar, kimsenin haberi yok.

Peki, nerede paramız? Dün Genel Başkan anlattı; bir sürü isim verdi, 20 milyar götürmüş. Arkadaşlar, bu 7 milyar bildiğiniz eski parayla 20 milyar değil; binlerce evin parası. 20 milyar bir kişinin götürdüğünü iddia eden rakam bu. En son trene kim binmiş? Borsada, Allah’ını severseniz, hisseler var ya… Adana’da en son günü almış 500 TL’den; bugün aynı hisse düşmüş 50 TL’ye. Yani 500.000 TL’ye kâğıt, benim maaşı, teyzemin, Osman amcamın cebinde bugün 50 TL var. 50 TL’yi de kurtaracak herhalde. Hiçbir şey üretmeden borsada işlem gören hisseden hâline gelmişler. Bilemiyorum; veba kimin omuzundaysa Allah cezasını versin diyeceğim. Bu dünyada çektirdiği zulüm için, hayatından vazgeçen, çoluk çocuğunun rızkını veren on binlerce insan var.

Onun için hepimizin görevi, arkadaşlar, bir sesimizi çıkaracağız. Biz bugün üstümüze düşeni de yapacağız, görevimizi de yapacağız, yanlışa da yanlış diyeceğiz. Bunu hep beraber korumak zorundayız. İşte bunu koruyamadığınız zaman birileri gelip kavram kadar zengin olur, hukuk ona dokunmazsa, o zaman her iktidar kendi adamını yaratır. Her zaman söylediğim gibi: Bugün gönül muktedirleri, yarın bir başkası muktedir olduğunda da hukuk onlara da lazım olacaktır. Onun için hep beraber sahip çıkmamız gerekir.