Denizli’nin Acıpayam ilçesinde kurulu olan Akalan Biyogaz Enerji Santrali’nde kapasite artışı tepkiyle karşılandı. Tesis için verilen ÇED olumlu kararıyla tesisin günlük 96 ton olan kapasitenin 900 tona çıkarılacağı bildirildi. Vatandaşların kapasite artışına karşı dava başvurusunu yerel mahkeme reddetti ve süreç Danıştay'a taşındı.
İlçenin Akalan Mahallesi’nde faaliyet gösteren Akalan Biyogaz Enerji Santrali için verilen ÇED raporuna itiraz eden vatandaşlar, kapasitenin yaklaşık 10 kat artırılmasına karşı çıkan Acıpayam Belediyesi ile arazi sahibi vatandaşlar hukuki süreç başlattı.

Davanın reddedilmesi üzerine Büyük Menderes İnisiyatifi üyeleri ve mahalle sakinleri, tesisin bulunduğu bölgede bir araya gelerek basın açıklaması yaptı. Davanın avukatı Esracan Mercan, projenin çevreye etkilerinin yönetilebilir olduğunu savunan bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, ancak mahkemenin bu itirazı reddettiğini belirterek, şunları söyledi:
MERCAN: ATIKLAR YERALTI SUYUNA KARIŞIYOR
“Tesisin hemen yanında tarafında biberler yetiştiriliyor ve bu biberleri sağlıklı olarak şehirdeki yaşayan insanlar satın alıyor. Aslında bu biberlerin hiçbirisi sağlıklı değil. Çünkü bu biberler, atıklarla birlikte yeraltı kaynaklarına karışan kirli suyla sulanıyor. Dolayısıyla bu yetişen biberlerin hiçbirisi sağlıklı değil. Bu tesis buradaki yaşam alanlarını çok ciddi bir şekilde tehdit ediyor. 96 ton kapasiteyle çalışan bu tesisin şu anda arıtma tesisi yetersiz ve 900 tona çıkartılması amaçlanıyor ve bunun önüne geçmek zorundayız. Çünkü yaşayacak başka bir dünya yok, gidebileceğimiz başka hiçbir yer yok. O yüzden suyumuz, sağlığımız için hepimiz buradayız ve mücadeleye de devam edeceğiz.
Hukuki mücadelemizde maalesef yerel mahkeme 6 ay içerisinde davanın reddine karar verdi. Çok hızlı bir şekilde gelen bilirkişiler burada tesisin ne kadar kötü çalıştığını görmesine, toprakların açılıp atıkların topraklara atıldığını görmüş olmasına rağmen tesisin hukuka uygun olduğunu, mevzuata uygun olduğunu söyledi ve davanın reddine karar verdi. Biz Danıştay’a başvuru yaptık. Dosyamız şu an Danıştay’da. Buradan Danıştay’a da sesleniyoruz. Başka yaşanacak bir dünya yok, gidebileceğimiz başka hiçbir yer yok. O yüzden bu tesisin 900 tona çıkmasına müsaade etmesinler.”
ÇAKMAKÇI: BİZ BU TESİSİN BÜYÜMESİNİ İSTEMİYORUZ
Akalan Muhtarı Ahmet Çakmakçı ise, tesisin yaşam alanlarını etkilediğini ifade ederek, “Burada 2020-2021 yıllarında açılan tesis tüm yaşam alanlarımızı tehlikeye atmıştır. Tehlikeye attığı yetmiyormuş gibi, 90 tondan 900 tona kapasiteyi çıkarmak istemektedir. Amaçları köyümüzü, çiftçilerimizi, köyümüzü, toprağımızı ve tüm yaşam alanlarımızı yok etmektir. Burada yaşayan halk olarak havamızı, suyumuzu, toprağımızı korumak için toplandık. Atıkları toprağa döken, yeraltı suyumuzu kirleten, kavunlarımızı, bahçelerimizi, biberlerimizi, sineklendiren, kokudan, dışarı çıkmamızı engelleyen bu tesisin yaşam alanlarımızı yok etmesine izin vermeyeceğiz. Hukuki mücadelelerinin yanı sıra alanda da mücadelemiz devam edecektir. Biz bu tesisin büyümesini istemiyoruz” dedi.
Basın açıklamasına katılan Köke Mahalle Muhtarı Mithat Gürler de santralin atıklarının gizli bir boru ile Dalaman Çayı’na akıtıldığını iddia etti.

ERGUN: BU İŞİN BİR YERDE DURMASI LAZIM
Büyük Menderes İnisiyatifi adına konuşan Ahmet Ergun da sürecin uzun bir geçmişi olduğunu anımsatarak, “Akalan’daki biyogaz santralinin hikayesi oldukça uzun. Çevre duyarlılığını gösteren bizler bu süreci son iki yıldır takip ediyoruz. Buradaki tesisin yakın bölgesinde 10 dönüm, 15 dönüm aralığında alana kuyu kazarak hayvan dışkısı, hayvan parçaları, silaj malzemeleri gibi şeyleri yakıp üzerinden ısıtarak enerjiyi gaza dönüştürüp, elektrik enerjisi elde etmeye çalışıyorlar. Bu faaliyetin sonucunda atmış olduğu atıklarla bütün doğayı zehirlediğini, içme suyunu zehirlediğini, sinek oluşumuna büyük bir şekilde katkı verdiğini biliyoruz, takip ediyoruz. Davalarla ve sosyal olarak da buradaki insanlarla bu işin karşısında durmaya çalışıyoruz. Ancak bu şirket durmuyor, 96 tonluk yapmış olduğu işlemi 900 tona çıkarmaya çalışıyor. Bu işin bir yerde durması lazım. Halkın sağlığına tehdit eden, halkın sağlığını rahatsız ederek kötü bir koşulda gıdalarımızın kirlenmesine yol açan bu tesislerin öyle veya böyle durdurulması gerekmektedir. Çünkü yapılan işlem sadece bir kişinin cebine inecek para düşünülerek yapılmaktadır. Buradan elde edilecek üretim ise sadece bir AVM’nin aydınlatmasına yetecek kadardır. Bir AVM’nin ışığı için bir AVM elektrik sistemi için bir kişinin cebine giren para için buradaki onlarca köylünün toprağına, suyuna zarar verilmesini, sineğe, zararlı haşereye ve kokuya sağlıksız bir sisteme doğru yönlendirilmesi asla kabul etmiyoruz” diye konuştu.