08.03.2021, Pazartesi
5 °C / 17 °C Denizli Hava Durumu

Pamukkale-Karahayıt hattında arkeolojik sit uygulamalarını delik deşik edecek dava

Haber Merkezi - 10 Şubat 2021 Çarşamba - 09:08 Pamukkale-Karahayıt hattında arkeolojik sit uygulamalarını delik deşik edecek dava

Denizli’nin en önemli turizm bölgesi olan ve UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Pamukkale ile hemen yakınındaki Karahayıt’ta, kültürel değerlerin korunması amacıyla 41 yıl önce alınan “1. derece arkeolojik ve doğal sit alanı” kararında bütünlüğü bozacak bir girişim yargıya taşındı. Numan Güneş, sahibi olduğu 34 bin 641 metrekarelik tarlanın 1. derece arkeolojik ve doğal sit alanı dışına çıkarılması için dava açtı. Davaya bakan Denizli İdare Mahkemesi de “sit statüsünün yeniden ele alınması” yönünde karar verdi. Kültür ve Turizm Bakanlığı ise, emsal gösterilerek sit bölgesini delik deşik etmenin yolunu açacağı öne sürülen mahkeme kararını temyiz ederek, İzmir Bölge İdare Mahkemesine taşıdı.

A- A+

Pamukkale, travertenlerin sağladığı doğal güzelliğin yanı sıra Roma ve Bizans dönemlerine ait antik kent Hierapolis ile UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan önemli bir turizm merkezi. Çok yakınında yer alan ve konaklama tesislerinin bulunduğu Karahayıt da beyaz cenneti tamamlayan bir konumda. Bu nedenle Pamukkale ile Karahayıt arasında kalan geniş bir bölge, 1. derece arkeolojik sit alanı konumunda.

BÖLGEYLE İLGİLİ SİT KARARLARI

Ancak arkeolojik sit bölgesinde delik açacak bir girişim söz konusu. Üç yıl önce bu girişimi başlatan Numan Güneş oldu. Güneş’in sahibi olduğu 34 bin 641 metrekarelik tarlanın da içinde bulunduğu bölgeyle ilgili geçmiş yıllarda alınan bir dizi sit kararları bulunuyor. O kararlar şöyle:

İlk karar 41 yıl öncesine uzanıyor. Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun 13.12.1980 tarih ve A-2587 sayılı kararıyla bölge 1. derecede arkeolojik sit alanı olarak belirlendi.

Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu, 12.7.1984 tarih ve 309 sayılı kararıyla, 1/25000 ölçekli planda belirtilen Pamukkale Doğal ve Arkeolojik Sit Alanları’nın uygunluğunu onayladı.

İzmir 2 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, 9.5.1990 tarih ve 1309 sayılı kararıyla, dava konusu parselin de içerisinde yer aldığı 1. derece arkeolojik ve doğal sit sınırlarının işlendiği Denizli Müze Müdürlüğünce hazırlanan 1/5000 ölçekli kadastral haritanın uygun olduğuna karar verdi.

Bölgeyle ilgili bir başka karar da Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’na ait. Kurul; Pamukkale, Karahayıt, Develi, Yeniköy ve Kurtluca mahallelerinde bulunan Hierapolis Antik Kenti 1 ve 2. derece arkeolojik sit sınırları içerisinde yapılacak her türlü uygulama öncesinde izin alınması gerektiğine karar verdi. 6411 sayılı kararın tarihi ise 7.4.2017.

SİT KARARI DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN DAVA AÇTI

Pamukkale-Karahayıt bağlantısını sağlayan karayoluna cephesi olan 34 bin 641 metrekarelik tarlanın sahibi olan Numan Güneş, Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğüne verdiği 17.04.2018 tarihli dilekçeyle taşınmazın 1. Derece arkeolojik sit alanından çıkarılmasını talep etti. Kurul, 26.5.2018 tarih ve 8063 sayılı kararıyla bu istemi reddetti.

Bunun üzerine Güneş, kararın iptali için Denizli İdare Mahkemesinde dava açtı. Dava dilekçesinde, sahibi olduğu taşınmazın bulunduğu alanda 38 yıldır kazı ve kamulaştırma yapılmadığını, mülkiyet hakkı üzerinde mülkiyet hakkının kısıtlandığını, tarım dahil hiçbir tasarrufta bulunamadığını, sit şerhine ilişkin olumlu ya da olumsuz gerekçe gösterilmediğini, kurulun teknik anlamda bir inceleme ve araştırma yapmadan karar verdiğini savundu

BAKANLIK: TAKAS EDİLEBİLİR, TASARRUF HAKKINDA KISITLAMA YOK

Davanın tarafı olan Kültür ve Turizm Bakanlığı ise, geçmişte alınan sit kararlarına atıfta bulunarak, davacının tarımsal faaliyetinin engellendiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, taşınmazın Hazine arazisi ile takas edilebileceğini, dolayısıyla tasarruf hakkının kısıtlanmasının söz konusu olmadığını, yer altında ve yer üstündeki kültür varlıkları hakkındaki yorumun ancak alanında gerekli bilgi ve altyapıya sahip uzmanlarca yapılabileceğini, 05.11.1999 tarihli ilke kararına aykırı uygulamaların kültür varlıklarının tahribatını hızlandıracağını belirterek, davanın reddi gerektiği talep etti.

BİLİRKİŞİ RAPORU

Davaya bakan Denizli İdare Mahkemesi, taşınmazın bulunduğu bölgedeki taleple ilgili bilirkişi incelemesine karar verdi. Prof Dr Ali Türk, Öğretim Görevlisi Ahmet Uysal ve Öğretim Görevlisi Arkeolog Erhan Özkan’dan oluşan bilirkişi heyeti, 3.12.2018 tarihinde mahallinde icra edilen keşif sonrasında rapor düzenledi.

Raporda, “1. derece arkeolojik sit alanı ve doğal sit alanı olarak tescilinin uygun olmadığı, sonuç olarak Pamukkale İlçesi, Karahayıt (Fatih) Mahallesi 217 ada, 10 nolu parselde bulunan taşınmazın Hierapolis Antik Kenti 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı’ndan çıkarılmasına ilişkin talebin 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile ilgili diğer mevzuata uygun olduğu” yönünde görüş belirtildi.

MAHKEME, İŞLEMİN İPTALİNE KARAR VERDİ

Denizli İdare Mahkemesi, arazi üzerinde yapılan ayrıntılı gözlem, yüzey araştırması, tespit ve incelemelerde 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamına girebileceği düşünülen hiçbir buluntuya rastlanılmadığı, alanda 1.derece arkeolojik ve doğal sit olma karakterini ortaya koyacak herhangi bir verinin olmadığı, dava konusu parselin 1. derece arkeolojik sit alanı ve doğal sit alanı özelliği taşımadığı, Hierapolis Antik Kenti’ne 1,5 kilometre mesafede yer aldığı, taşınmazın konumu itibariyle zaman içinde çevredeki turizm alanlarının önemli bir cazibe merkezi haline getirilmesine katkı koyacağı, olası kaçak yapılaşmayı ortadan kaldıracağı, sürdürülebilir bir doğal, tarihsel, arkeolojik ve kültürel turizmi geliştirecek şekilde sit statüsünün yeniden ele alınmasının uygun olacağı sonucuna vararak, dava konusu işlemin iptaline karar verdi.

BAKANLIK BU KARARI TEMYİZ ETTİ

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Denizli İdare Mahkemesinin kararını temyiz ederek, İzmir Bölge İdare Mahkemesine taşıdı. İzmir Bölge İdare Mahkemesi 4. İdare Dairesi, davayla ilgili yeni bir bilirkişi incelemesine karar verdi. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof Dr Gürcan Polat, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji bölümü Öğretim Üyesi Prof Dr Serdar Aybek ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji bölümü Öğretim Üyesi Doç Dr Yusuf Sezgin’den oluşan bilirkişi heyeti, incelemesi sonrasında bir rapor hazırladı.

2. BİLİRKİŞİ RAPORU: 3. DERECE ARKEOLOJİK SİT ALANI TESCİLİ UYGUN OLACAKTIR

Raporda, parsel ve çevresinde 2863 sayılı yasa kapsamında kalan taşınmaz nitelikte herhangi bir kültür varlığına rastlanmadığı, bunun yanı sıra parsel üzerinde az sayıda 2863 sayılı yasa kapsamında değerlendirilebilecek Geç Antik döneme ait amorf seramik görüldüğü, parsel ve çevresinde yapılan incelemelerde elde edilen verilerin parselin 1. derece arkeolojik sit alanı özelliği göstermediği ifadelerine yer verildi.

Raporun son bölümünde, “Gerek buluntu durumu ve gerekse Hierapolis Antik Kenti’ne olan konumu dava konusu parselin tamamen arkeolojik sit alanı dışına çıkarılmasının da uygun olmadığını, bu alanda yapılacak olan çalışmaların kurul ve müze denetimli gerçekleşmesi gerektiği, dolayısıyla parselin 3. derece arkeolojik sit alanı olarak tescillenmesinin uygun olacağı kanaatine varılmıştır” denildi.

EMSAL OLUŞTURUR ENDİŞESİ

Kültür ve Turizm Bakanlığı ise, İzmir Bölge İdare Mahkemesine sunduğu ek savunmada, davaya konu parselin bilirkişi raporunda 3. derece arkeolojik sit alanı olarak belirlenmesi isteminin kendi bilirkişi raporlarıyla çeliştiği, Hierapolis Antik kenti 1. Derece Arkeolojik sit Alanı içerisinde bulunan yapıların çevresiyle birlikte ele alındığı, antik bütünlüğün bozulmaması ve emsal kararlara sebebiyet verecek düşüncelerin oluşmaması gerektiği, aksi durumdaki kararların korumacılık anlayışını olumsuz olarak etkileyeceği ve sit alanlarının tahribatını hızlandıracağı belirtildi.

1980 yılından bu yana verilen kararlarda 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olan bölgeyle ilgili talebi değerlendiren ilgili çevreler de, mevcut kararların iptali anlamına gelebilecek bir düzenlemenin telafisi mümkün olmayacak sonuçlar doğurabileceğini, 3. derece arkeolojik sit kararının diğer taşınmazlar için emsal oluşturabileceğini, bunun da zamanla yapılaşmanın yolunu açacağı endişesini dile getirdi.