Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, meclis toplantısında yaptığı açıklamada, belediyeye ait mobil ikram aracının Şehir Hastanesi’ne girmesi sonrası, üç güvenlik görevlisinin başka ilçelere sürgün edildiği iddiasında bulundu.
Denizli Büyükşehir Belediye Meclisi, Ekim ayı ikinci oturumu gerçekleştirildi. Meclis toplantısının açılışında konuşan Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, sürgün iddiasında bulundu. Büyükşehir Belediyesi’ne ait mobil ikram aracının 9 Ekim tarihinde Şehir Hastanesi’nde giderek vatandaşlara çorba ve çay ikram edildiğini aktaran Çavuşoğlu, bu çalışma nedeniyle iki güvenlik görevlisinin Tavas’a, birinin ise Çameli’ye gönderildiğinin öne sürüldüğünü dile getirdi.
Çavuşoğlu, mobil ikram aracının Şehir Hastanesi’ne gönderilme gerekçesini, “Özellikle sabah erken saatlerde hastaneye gelen ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle beslenme güçlüğü yaşayan vatandaşlara destek olmayı amaçladık” diyerek açıkladı. Çavuşoğlu, “Sabahın beşinde altısında evinden çıkıp aç karnına gelen hemşehrilerimize sıcak çorba ve çay ikram ederek dertlerine bir nebze ortak olduk. Arkadaşlarımız hastanenin iç bölgesine girmiş, o gün orada bulunan yetkili tarafından herhangi bir sorun olmadığı bildirilmiş ve organizasyon gerçekleşmiştir” dedi.
Çalışmanın ardından üç güvenlik görevlisinin görev yerlerinin değiştirildiği yönünde bir iddia ortaya atıldığını belirten Çavuşoğlu, sonraki ikram sırasında yaşanan bir konuşmanın da vatandaş tarafından kaydedildiğini söyledi. Çavuşoğlu, kaydedilen konuşmada, “Ya biz de sizi anlıyoruz, kesinlikle güzel bir şey yapıyorsunuz ama geçen gün buraya bu giriş nedeniyle üç arkadaşımızın sürüldüğünü iddia ediyorlar” ifadelerinin yer aldığını aktardı.

ÖZTÜRK’E AÇIKLAMA ÇAĞRISI
Görev yeri değişikliği iddiasının doğru olup olmadığının açıklanmasını isteyen Çavuşoğlu, şunları söyledi:
“Doğru olmadığını düşünmek ve inanmak istiyorum; ancak kamuoyunun da bilmesini arzu ediyorum. Bu olayın ardından, o gün orada görevli olan üç güvenlik görevlisinden ikisinin Tavas ilçesine, birinin ise Çameli’ye gönderildiği, yani sürgün edildiği yönünde bir iddia ortaya atıldı. Sağlık Müdürlüğü’nden ve kamuoyundan şunu talep ediyorum: O personel arkadaşlar gerçekten gönderildiyse, gönderilme gerekçelerini ve bu olay nedeniyle mi gönderildiklerini şeffaf bir şekilde açıklamalarını istiyorum.”
“HER TÜRLÜ DESTEĞİMİZ SÜRECEK”
Belediyenin yaptığı çalışmanın Denizlililere yönelik bir hizmet olduğunu kaydeden Çavuşoğlu, kamu kurumlarıyla iş birliği içinde hareket ettiklerini belirtti. Çaavuşoğlu, “Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı her hizmet, Denizli şehrinin insanına verilen bir hizmettir. Biz, Denizli’de bulunan tüm kamu kurumları gibi bu şehrin kurumlarından biriyiz ve bunun herkes tarafından bilinmesini istiyoruz. Şehrin tüm kamu kurum ve kuruluşları bizden bir şey istediğinde, Denizli Büyükşehir ailesi olarak imardan lojistik desteğe kadar her türlü yardımı eksiksiz yerine getiriyoruz ve getirmeye de devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
“PAZARTESİ GÜNÜ ARACIMIZI YENİDEN GÖNDERECEĞİZ”
Mobil ikram hizmetinin devam edeceğini belirten Çavuşoğlu, “Pazartesi günü şehrin her yerine gönderdiğimiz gibi aracımızı yeniden Şehir Hastanesi’ne göndereceğiz. Bu şehrin her yerindeki insanın hizmete hakkı olduğu gibi, oradaki vatandaşların da sıcak çorbaya ve bir bardak çaya ulaşması için çaba göstereceğiz. Umarım pazartesi günü aynı durumla karşılaşmayız. Şayet aynı durumla karşılaşırsak, salı günü ben de çorba arabasına binerek Şehir Hastanesi’ne gideceğim. Çünkü biz kamu tarafında olduğumuzu bu şehrin herkesinin bilmesini isteriz. Bu araçta içilen ve beğenilen her lokma helal lokmadır; bu şehrin lokmasıdır. Bu şehrin lokmasının bu şehrin insanlarına ulaşması için elimizden geleni yapacağız” dediye konuştu.
“KİMSEYİ AYIRMADAN HİZMET ETMELİYİZ”
Kamu hizmetlerinde ayrım yapılmaması gerektiğini belirten Çavuşoğlu, vatandaşlara siyasi görüşleri, düşünceleri veya yaşam biçimleri üzerinden yaklaşılmaması gerektiğini söyledi. Çavuşoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Biz insanların derdinde yanında olduğumuzda, onların fikrine, düşüncesine, yaşama bakışına, ahlakına veya davranışına göre değil; bu şehirde yaşayıp yaşamadığına, bu şehrin hemşehrilik hukuku içinde olup olmadığına göre bakıyoruz. Bu şehrin tüm kurum yetkililerinin de aynı gözle, aynı mantıkla ve aynı düşünceyle bakmaları gerektiğine inanıyorum. Hepimizin bulunduğu makamlar gelip geçicidir. Bugün bu makamlarda bulunanlar da bir gün geçecektir. Bu dünyada ebedî olan kimse yoktur. Onun için bulunduğumuz makamların hırslarıyla değil, bu makamları gerçek bir hizmet makamı haline getirip başkalarının hizmetine sunup sunamadığımıza bakmalıyız. Hizmeti sunarken kimseyi ayırmadan, kimseyi ötekileştirmeden, bu şehrin herkesinin aynı terazide tartılabildiği bir sistemi birlikte inşa etmeliyiz.”