Denizli Barosu Başkanı Engin Yıldız, Adli Yıl Açılış Töreni’ndeki konuşmasında özgürlüğün esas, tutuklamanın ise istisna olması gerektiğini belirterek, “Bir yurttaş, karşısındaki kişinin kim olduğuna bakmadan aynı hukukun uygulanacağına inanıyor mu?” diye sordu.
Yeni adliyılın başlaması dolayısıyla düzenlenen tören Denizli Valiliği önünde yapıldı. Yargı mensupları ve avukatların katıldığı törende konuşan Denizli Barosu Başkanı Engin Yıldız, sözlerine “Bugün, yeni bir adli yıla başlıyoruz. Peki, yeni bir adli yıl gerçekten ne zaman başlar? Takvim yaprağı değiştiğinde mi? Adliye kapıları yeniden açıldığında mı? Yoksa bir insan, hakkını aramak için mahkemenin kapısını çaldığında ‘burada adalet bulacağım’ diyebildiğinde mi? Bence asıl soru budur” diyerek başladı.

“YURTTAŞ AYNI HUKUKUN UYGULANACAĞINA İNANIYOR MU?” SORUSU
“Bir yurttaş, karşısındaki kişinin kim olduğuna bakmadan aynı hukukun uygulanacağına inanıyor mu? Bir hâkim, kararını yalnızca Anayasa’ya, kanuna ve vicdani kanaatine göre verebildiğinden emin mi? Bir savcı, soruşturmasını bağımsız biçimde yürütebildiğini hissediyor mu? Bir avukat, görevini yaptığı için tehdit edilmeyeceğini biliyor mu? İşte, hukuk devletinin gerçek sınavı burada başlıyor” diyen Yıldız, şöyle devam etti:
“Biz, bugün yalnızca yargının sorunlarını konuşmuyoruz. Aslında adaletin, vatandaşın hayatındaki karşılığını konuşuyoruz. Çünkü hukuk devleti, yalnızca iyi kanunların bulunduğu devlet değildir. Hukuk devleti kanunun herkese eşit uygulandığı, mahkeme kararlarının beğenildiği için değil, hukuk gerektirdiği için uygulandığı bir düzendir. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmasının tartışma konusu hâline gelmesi yalnızca hukukçuların meselesi değil, hepimizin meselesidir.”
TUTUKLU YARGILAMA ELEŞTİRİSİ
Tutuklu yargılama sürecini eleştiren Yıldız, “Tutuklama konusunda son derece açık konuşmalıyız. Özgürlük esastır, tutuklama ise ancak bir istisnadır. Henüz hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmayan bir insanın uzun süre özgürlüğünden mahrum bırakılması, tutuklamanın fiilen cezaya dönüşmesidir. Ne var ki bugün, soruşturmanın gizliliği giderek aşınmakta, henüz iddianamesi dahi düzenlenmemiş dosyalar kamuoyu önünde tartışılmakta ve insanlar daha yargı kararı çıkmadan suçlu ilan edilmektedir. Oysa unutulmamalıdır ki iddia hüküm değildir. Şüphe, mahkûmiyet değildir. Sosyal medya ise asla bir mahkeme salonu değildir. İşte tam da bu yüzden masumiyet karinesi, teknik bir hukuk kuralı değil, insan onurunun en temel güvencesidir” dedi.

AVUKATLARIN SORUNLARINI DİLE GETİRDİ
Konuşmasında meslektaşlarının sorunlarına da değinen Yıldız, “Bugün avukat dosya yüküyle, ekonomik sorunlarla, mesleğin itibarsızlaştırılmasıyla hatta fiziki saldırılarla mücadele ediyor. Genç avukata ‘adaletin savunucusu ol’ diyoruz ama aynı zamanda onu ekonomik ve mesleki güvencesizlik içinde bırakıyorsak burada ciddi bir çelişki vardır. CMK ve adli yardım hizmetleri, avukatın fedakârlığı üzerine kurulamaz. Kamu avukatlarının özlük hakları görmezden gelinemez. Serbest avukatın mesleki bağımsızlığı, ekonomik bağımsızlığından ayrı düşünülemez. Bizim tarafımız hukuktur. Bu nedenle bir vatandaş adliyeye girdiğinde kendisini güvende hissetmiyorsa, bir avukat görevini yaparken çekiniyorsa, bir hâkim ya da savcı görevini baskı altında yürüttüğünü düşünüyorsa orada hukuka olan güveni yeniden inşa etmeye ihtiyacımız vardır” diye konuştu.