Anahtar Parti (A Parti) Denizli İl Başkanı Kemal Galip Başkaya, Terörsüz Türkiye süreci ve Çerçeve Yasası ile ilgili sert eleştirilerde bulunarak, “Neden her seferinde kazandığımız savaşın kaybedeni gibi ikide bir masaya oturuyorsunuz? Neden siyaseten teröristlere meşruiyet alanı tanıyorsunuz?” diye sordu.
Anahtar Partisi Denizli İl Başkanı Kemal Galip Başkaya, Denizli Gazeteciler Cemiyeti’nde düzenlediği basın toplantısında, Terörsüz Türkiye süreci ve TBMM’de kabul edilen Çerçeve Yasası ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Gelinen aşamada seçmenlerinden ilkesel bir duruş vaadiyle vekalet alan siyasi partilerin vekalet vazifelerini yerine getirmediğini ve bu nedenle de millet egemenliğinin tecellisine gölge düşürüldüğünü söyleyen Başkaya, şöyle devam etti:
“MHP Genel Başkanı’nın 22 Ekim 2024 tarihinde yapmış olduğu grup toplantısındaki konuşmasında ‘şayet terörist başının tecridi kaldırılırsa Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde DEM Parti Grup toplantısında konuşsun, terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini haykırsın’ ifadeleri ile terörün bittiğinin mecliste terörist başı tarafından deklare edilmesi yönünde bir çıkış yapmıştır. MHP Genel Başkanı, süreci başlatan konuşmasında hem terörün bittiğini kabul etmekte hem de terörist başı Öcalan’ın tecridinin kaldırılarak meclise gelmesini dilemiştir. Nitekim emniyet güçlerimiz büyük fedakarlıklar ve özveriler ile terörü zaten bitirmişti. Dönemin İçişleri Bakanının ‘ayakkabı numaralarına kadar biliyoruz’ beyanatı aslanlar gibi mücadele eden emniyet güçlerimizin başarısının bir sonucuydu. Artık terör kımıldayamaz haldeydi. Türkiye tarihinde terör zaten çokça defa bitirilmiştir. Ancak hep bitmeye yakın tekrar canlandırılmış ve palazlandırılmıştır. Bu terör örgütünün gücünden kaynaklanmamaktadır. Siyaseten alınan garip kararlarla teröre her seferinde yeni bir nefes alanı yaratılmıştır. Vurulacağı zaman vurdurulmayan, asılacağı zaman astırılmayan, biteceği zaman bitirtilmeyen, operasyon yapılacağı zaman yaptırılmayan şüpheli bir durumu artık görmezden gelmek gerçeğe sırt çevirmektir. Türk milleti çok büyük bir millettir. Terör meselesi Türk milletinin gözünde maksatlı olarak çözülemez bir mesele algısına dönüştürülmüştür. Bugün dünyada dahi devlet teşkilatı yerleşik hiçbir ülke gayri nizami olarak faal olan silahlı bir örgütle mücadele içinde değildir. Zira günümüz dünyasında gelişen savunma, ileri düzey istihbarat, takip teknolojileri ve yaptırımı ağır cezalar böyle bir örgütün varlığını sürdürmesini imkansız kılmaktadır.”
Sürece karşı çıktıklarında “yoksa siz terörün bitmesini istemiyor musunuz?” gibi bir ithamla karşılaştıklarını kaydeden Başkaya, “Biz de şu soruları yöneltiyoruz” diyerek, şunları bsöyledi:
“Bittiğini söylediğiniz ve bizimde bittiğine şahit olduğumuz terör örgütüne mensup teröristleri neden bu milletin içine salıyorsunuz? Neden her seferinde kazandığımız savaşın kaybedeni gibi ikide bir masaya oturuyorsunuz? Neden siyaseten teröristlere meşruiyet alanı tanıyorsunuz? Nereden geliyor size bu terörist saygısı? Nereden çıktı bu şeref yoksunu teröristbaşının sözde onayı ile bizim şerefli meclisimize sokulan Çerçeve Yasa? Gazi Meclisimizde yapılacak yasalar ne zamandan beridir İmralı onayına sunulur oldu? Nereden geliyor bu anayasamızı değiştirme hırsı? Biz bunların cevabını biliyoruz. Ancak sizin millete verdiğiniz tek bir cevap var. O da bir bildiğimiz var demek. Sadece 3 kelime ile milleti ikna ettiğinizi zannediyorsunuz. Sadece 3 kelime ile milletin rıza göstermediği ittifaklar içerisinde kendinize sorgulanamaz bir konfor alanı yarattığınızı düşünüyorsunuz. Bu süreci istemeyenler biraz sesini yükseltince siyasi parti olduğunuzu unutup üstten üsten konuşuyorsunuz. Artık millete hiçbir şeyi sorma gereği dahi duymuyorsunuz.
Vekalet sahipleri olarak asiller ne der diye hiç muhasebe etmeden kendi kurduğunuz ittifaklarla ve kendi kurduğunuz komisyonlarda hem millet adına karar verdiğinizi söylüyorsunuz hem de milletin vicdanına ve iradesine aykırı hareket ediyorsunuz. Geçen seçim döneminde teröre karşı kararlı tavrınızla aldığınız vekaleti şimdi tam tersine kullanıyorsunuz. Sonra da bunun için tepki gösterilmemesini hiçbir şey denilmemesini arzu ediyorsunuz. Türk milleti sadece önüne sandık konulmasını istiyor, referandum istiyor.
Bir önceki sözde çözüm sürecinde de benzer açıklamalar yapıldı, ancak o dönemde süreci doğru bulmayanlar haklı çıktı ve hendek barikat operasyonlarında bir çok şehit verdik. İnsanların hafızasında böyle bir travma varken ve bir çok acı yaşanmışken insanların kaygılarını, eleştirilerini ve üzüntülerini dile getirmesine de mi tahammül kalmadı. Bir taraftan terör örgütü üyelerini affedeceksiniz, öte yandan bu milletin anayasadan gelen düşünce özgürlüğüne dahi tahammül edemeyeceksiniz. Nedir bu provokasyonun tanımı onu da yapın o halde. Konuşmayın mı demek istiyorsunuz? Yazmayın mı demek istiyorsunuz? Toplanmayın mı demek istiyorsunuz? Bebek katili Apoya siz gibi sayın dememizi kurucu önder dememizi mi istiyorsunuz? Bunu açıkça beyan edin.”
Bahçeli’nin Öcalan için kurucu önder sıfatı kullanmasını eleştiren Başkaya, “MHP genel başkanı bu açıklamasıyla teröristbaşının serbest bırakılmasını istediğini ifade etmiştir. Peki Çerçeve Yasa sadece silahlı faaliyet göstermemiş teröristleri kapsıyor beyanınıza biz neden itibar edelim? Çerçeve Yasa’nın sadece bazı şartları sağlayan teröristlerin yararlanabileceğinden bahsediyorsunuz. Kaldı ki suça bulaşmamış terör örgütü üyesi gibi hukukta karşılığı olmayan bir terimi hangi ceza hukuku profesörü icat etti o da ayrı bir konu. Terörsüz Türkiye süreci olarak deklare edilen sürecin kademeli olarak ilerletildiği ve sonunun nereye varacağı milletimiz tarafından maksatlı olarak gizlenmektedir. Süreç olarak tarif edilen ve netice kısmı saklanan bu planlamanın son kademesinin ne olduğu bilinmemektedir. Ama bilinsin ki bu sürecin ilk kademesi millet vicdanında yok hükmünde olup nihayete ermesi asla mümkün olmayacaktır” dedi.