03.11.2026, Salı
12 °C / 20 °C Denizli Hava Durumu

Rezerv yapı alanı uygulamasını eleştiren Öztürk: Türkiye’deki bina envanteri çıkarılmalı

A- A+
D20HABER
Yayınlanma: 17 Ağustos 2026 Pazartesi - 12:27Güncelleme: 17 Ağustos 2026 Pazartesi - 12:28
Rezerv yapı alanı uygulamasını eleştiren Öztürk: Türkiye’deki bina envanteri çıkarılmalı

TMMOB İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Mehmet Öztürk, etkileyen 7,4 büyüklüğündeki 17 Ağustos depreminin yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, rezerv yapı alanı uygulamasını eleştirerek, “Türkiye’deki bina envanteri çıkarılmalı” dedi.

17 Ağusotos 1999 günü meydana gelen ve 20 binden kişinin yaşamını yitirdiği depremin üzerinden 27 yıl geçti.

TMMOB İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Mehmet Öztürk de konuyla ilgili açıklama yaptı. 17 Ağustos depreminin, gerekli tedbirler alınmadığında doğal afetlerin ne büyük toplumsal felaketlere dönüşebildiğinin en acı örneği olarak tarihe geçtiğini söyleyen Öztürk, şu ifadeleri kullandı:

“20 binden fazla yurttaşımızın hayatını kaybettiği, 50 binden fazla kişinin yaralandığı, yüzbinlerce yapıyı yerle bir eden 17 Ağustos Depremi’nin 27. yılında kaybettiklerimizi bir kez daha özlemle anıyoruz. Başta İzmit, Yalova ve Adapazarı olmak üzere Doğu Marmara’nın tamamını etkileyen 7,4 büyüklüğündeki deprem, gerekli tedbirler alınmadığında doğal afetlerin ne büyük toplumsal felaketlere dönüşebildiğinin en acı örneği olarak tarihe geçti.

“RİSK VE AFET YÖNETİMİNE İLİŞKİN GÖRÜŞLERE İTİBAR EDİLMEDİ”

Aradan geçen bunca yıla ve acı deneyime rağmen üzülerek görüyoruz ki meydana gelen depremler ve diğer doğal afetler sonucunda yaşanan can kayıpları, sosyal ve ekonomik travmalar siyasal iktidara hiçbir şey öğretmemiştir. Bilim ve meslek çevrelerince ortaya konan risk ve afet yönetimine ilişkin görüşlere, alınması gerekli önlemlere dikkat çeken açıklamalara itibar edilmemiş, yıllar süren çalışma ve raporlar göz ardı edilmiştir. Bu ihmal ve umursamazlık nedeniyle yıllar içinde yaşanan felaketlerde binlerce insanımız hayatını kaybetmiştir.

“İHMALLERİN TARİHİNE DÖNÜŞMÜŞ DURUMDA”

Ülke tarihimiz adeta bu ihmallerin tarihi haline dönüşmüş durumdadır. Büyük Marmara Depreminin ardından, 2003’te Bingöl’de, 2011 Van’da, 2020’de Elazığ-Sivrice ve İzmir’de ve 11 ilimizi etkileyen 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş ve 20 Şubat 2023 Hatay depremleri ne yazık ki bu ihmalin en ağır sonuçları olmuştur. Marmara Depremi’nden almamız gereken en büyük ders, coğrafi riskler göz ardı edilerek kurulan şehirlerin, plansız-çarpık kentleşmenin ve mühendislik hizmeti almayan yapıların yurttaşlar için büyük bir tehdit olduğudur. Ancak bu ders alınmamıştır.

“REZERV YAPI PLANSIZ BİR UYGULAMADIR”

Haberin DevamıReklam




6306 sayılı yasa kapsamında Bakanlıkça resen belirlenebilen rezerv yapı alanı uygulamasıyla; milyonlarca yurttaşımız hem yerinden edilmekte hem de güvencesiz konutlarda yaşamaya mahkum edilmektedir. Bu açıkça keyfi ve plansız bir uygulamadır. Kar hırsıyla kentin değerli arazilerine, zeytinliklerine rezerv alan kararı çıkarılarak verilen imar izinleri, coğrafi riskler göz ardı edilerek kurulan şehirler, plansız-çarpık kentleşme ve mühendislik hizmeti almayan yapılar yurttaşlar için büyük bir tehdittir. Biliyoruz ki, devletin asli görevlerinden biri doğa kaynaklı afetlerin oluşturacağı zararları en aza indirmek olmalıdır. Bunu sağlamak, temel yaşam hakkının korunması için gereklidir. Kentlerde yapıların yer seçimlerinden başlanarak; üretilen yapıların tüm aşamalarında kamusal denetimin sağlanması gereklidir.

“GEREKEN ÖNLEMLER ALINMALI”

Depremler başta olmak üzere, afetlere karşı bütünlüklü, sağlıklı, insanca bir yaşam ve çevre için, ülkemizin yeni büyük sosyal afetler, sosyal yıkımlar yaşamaması için gereken önlemlerin ivedilikle alınmasını, yapı denetimi uygulamasını yönlendiren kararlar ve ilgili tüm mevzuatın, TMMOB ve bağlı Odalar, üniversiteler ve ilgili kesimlerin katılımıyla düzenlenmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Güvenli yapılaşmanın sağlanması ve tüm bu süreçlerin sağlıklı işletilebilmesi için meslek odalarının sürece etkin katılımını sağlayacak yeni bir planlama, tasarım, üretim ve denetim süreci modeli derhal benimsenmelidir. Kentsel rant için değil, depreme hazırlıklı şehirler kurabilmek için imar planları oluşturulmalı, parsel bazında yapılan imar tadilatları ile ormanlık alanlar ve su havzaları dere yataklarıyla birlikte yapılaşmaya açılmamalıdır.

“BİNA ENVANTERİ ÇIKARILMALI”

Deprem Şurası, Ulusal Deprem Konseyi gibi oluşumlar mutlaka devreye sokulmalıdır. Büyük beklentilerle hazırlanan Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planının gerekleri yerine getirilerek; başta okul ve hastaneler olmak üzere, Türkiye’deki bina envanteri çıkarılmalı, mevcut yapılar hasar görebilirlikleri ve riskleri esas alınarak gruplandırılmalıdır. 27 yıl önceki acıları yeniden yaşamamamız için ülke olarak depreme hazırlıklı olmamız gerekiyor. Depreme hazırlıklı olmak için de bilimin, tekniğin ve doğanın sesine kulak vermemiz gerekiyor. Ülkemize, yaşamlarımıza, ortak geleceğimize hep beraber sahip çıkalım. Unutmadık. Unutturmayacağız.”