Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneleri Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç Dr. Suna Seçil Deniz Öztürk, gereksiz antibiyotik kullanımının tedaviyi zorlaştırdığını, hatta imkansız hale getirdiğini belirtti.
Doç Dr Suna Seçil Deniz Öztürk, antibiyotiklerin insanlarda, hayvanlarda ve bitkilerde bulaşıcı hastalıkları önlemek ve tedavi etmek için kullanıldığını, bakteri, virüs, mantar ve parazitlerin antimikrobiyal ilaçlara yanıt vermemesiyle ortaya çıkan antimikrobiyal direncin giderek artan sayıda infeksiyonun etkili bir şekilde tedavisini zorlaştırdığını, hatta imkansız hale getirdiğini ve önlenmesini tehdit ettiğini söyledi.

“AĞIR HASTALIK VE ÖLÜM RİSKİNİ ARTIRIYOR”
Bu durumun hastalıkların yayılmasının yanı sıra, ağır hastalık ve ölüm riskini artırdığına dikkati çeken Öztürk, “Antimikrobiyal direnç, küresel halk sağlığı ve kalkınmanın önündeki en büyük tehditlerden biridir. Antimikrobiyal dirençle ilgili bulgular son derece endişe vericidir. Kayıtlara göre, 2023 yılında laboratuvar onaylı bakteriyel infeksiyonların altıda biri antibiyotik tedavilerine dirençliyken, 2018 ile 2023 yılları arasında antibiyotiklerin yüzde 40’tan fazlası yaygın kan, bağırsak, idrar yolu ve cinsel yolla bulaşan infeksiyonlara karşı etkisini kaybetmiştir. Antimikrobiyal direnç halihazırda her yıl bir milyondan fazla ölüme neden olmakta ve bu sayının önümüzdeki yıllarda daha da artması beklenmektedir” dedi.
“GEREKSİZ ANTİBİYOTİK KULLANIMI EĞİLİMİ SÜRÜYOR”
Türkiye’nin uzun yıllar boyunca Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleri arasında kişi başına antibiyotik tüketiminin en yüksek olduğu ülkeler arasında yer aldığına işaret eden Öztürk, “Reçetesiz antibiyotik satışının yasaklanması önemli bir politika adımı olmakla birlikte, toplumda antibiyotiklere yönelik yüksek talebin ve gereksiz kullanım eğiliminin sürdüğü bilinmektedir. Bu durum hem toplum kökenli hem de hastane kaynaklı infeksiyonlarda antimikrobiyal direnç oranlarının artmasına katkıda bulunmaktadır. Antibimikrobiyal direnç artmaya devam ettikçe, tedavi seçeneklerimiz tükenmektedir. Bu durum onlarca yıllık tıbbi ilerlemeleri tehdit etmekte, insan, hayvan, bitki ve ekosistemlerin sağlığını riske atmaktadır” diye konuştu.