24.02.2019, Pazar
4 °C / 14 °C Denizli Hava Durumu

Göç etmek

Okudunuz mu bilmiyorum, Eylül (2018) ayında bir haber vardı. Haber kaynağı, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) idi ve “Türkiye'den göç eden kişi sayısının 2016’ya göre yüzde 42,50 artışla 253 bin 640 olarak kayıtlara geçtiğini, göç edenlerin yaşları incelendiğinde ise yüzde 12,3 ile en yüksek oranı 25-29 yaş arası oluştururken, yüzde 10,8 ile 30-34 yaşlarındakilerin takip ettiğini” yazıyordu. Kısaca gençlerimiz gidiyor.

Yıllar önce yazmıştım aynı konuyu. Son günlerde bazı haberlerde yurt dışına gidenlerin sayısı ya da başka ülke vatandaşlığına geçenlerin listeleri yeniden gündeme gelince, yaklaşık 20 yıllık yurtdışı deneyimi olan biri olarak yine yazmadan geçemedim.

Bu gidenler daha önce yabancı bir ülkede yaşadı mı bilmiyorum, ama inanın uzaklarda yaşamak hiç öyle sanıldığı gibi imrenilecek bir seçenek değil. Çoğumuz, çocukluğumuzda eski siyah beyaz Türk filmlerinde gurbet ellere gidenlerin geldiklerinde toprağı öptükleri sahneleri hatırlarız. Biraz abartılı olduklarını kabul etsek bile, o sahnelerde gözlerimizi yaşartan duyguların gerçek olduğunu söylemek mümkün.

İnsanın kendi ülkesinden, alıştığı ortamlardan faklı bir yerlere yerleşmek amacıyla gitmesi, o yerlere bir süreliğine tatil için gitmekle aynı şey değil. Tatile gittiğinizde kalacağınız süreyi ve o süre bittiğinde yine ülkenize döneceğinizi biliyorsunuz. Zaten tatil için gittiğinizde gezdiğiniz yerler, orada yaşamaya başladığınızda artık gitmek istediğiniz yerler listesinden çıkıyor, turistlerin gittiği yerler listesine giriyor. Ama yaşamaya başladığınızda her şey birden farklılaşıyor, siz artık turist olmaktan çıkıyor, onlardan biri haline geliyorsunuz.

Bunun anlamı artık etrafınızda alıştığınız dil konuşulmuyor ya da siz de konuşamıyorsunuz. Belki ülkenizdeki gibi korna sesi duymuyorsunuz, trafik düzgün akıyor, araç sahipleri yayalara saygılı, yayalar kurallara uyuyor, kısacası buralarda günlük hayatınızda şikayetçi olduğunuz birçok şeyi yaşamıyorsunuz. Bunlar işin cazip tarafı.

Birde buralardayken hiç fark etmediğiniz, ancak yok olduğunda değerini anladığınız küçücük şeylerde var. Artık lastiğiniz patladığında kimse yanınızda durup yardım teklif etmiyor. Hasta olduğunuzda kimse kapınızı çalmıyor. Sevincinizi, acınızı paylaşmalarını/paylaşmak istiyorsanız ya onlara davetiye göndermenizi bekliyorlar ya da siz onlardan davetiye gelmesini beklemek zorunda kalıyorsunuz.

Oralarda yaşarken bir yabancı ile evli arkadaşımızın kayınpederi vefat etmişti. Doğal olarak, alıştığımız gibi onun acısını paylaşmak için yanına gitmek istedik. Ancak bir şey bizi durdurdu. Henüz davetiye gönderecek bir süre de geçmemişti. En sonunda en doğru çözümün arayıp kendisine sormak olduğuna karar verip aradık. Hiç beklemediğimiz bir cevap aldık. Eşini kaybeden anne o akşam gelinlerini de evde istememiş, sadece eşi ve oğulları ile yalnız kalmak istediğini söylemişti. Bizi bırakın, kendi oğullarının eşlerini bile istememişti.

Bilmiyorum belki bu doğrudur. Ama aslında söylemek istediğim, ne yaparsanız yapın gerçekte hiçbir zaman onlardan biri olmuyorsunuz. Yıllarca o topraklarda yaşamış olsanız bile siz onlar için hep yabancı olarak kalıyorsunuz. Uzaklarda bu yalnızlık duygusu öyle bir çöküyor ki içinize, döndüğünüzde, o toprağı öpme isteği o yüzden. İşte o yüzden uzun süre kendi dilinize yabancılaşan kulaklarınız Türkçe konuşuluyor diye bayram etmeye başlıyor.

Amacım kimseyi yargılamak değil. Herkesin gitme nedeni farklı olabilir. Açıkçası gitmek isteyen de her zaman bir neden bulabilir. Önemli olan bizim, kalanlar için bu şikayetçi olunan konulara nasıl çözüm bulabileceğimiz. Beni huzursuz eden herkesin çözümü başkasından beklemesi. Kimse aslında kendisinin de çözümün bir parçası olabileceğine inanmıyor, gayret göstermiyor. Bence hep birlikte şikâyet ettiğimiz şeyleri bir sıralayalım ve önce kendimiz onları yapmamakla işe başlayalım.

Unutmayalım büyük değişimler, küçük adımlarla başlar.

Yazarın Diğer Yazıları
YIL 2019
31 Aralık 2018 Pazartesi
MARDİN
17 Ekim 2018 Çarşamba
GÜL, LAVANTA VE ÜZÜM
18 Eylül 2018 Salı
SONBAHAR
3 Eylül 2018 Pazartesi
GELECEK DÜN GELDİ
12 Temmuz 2018 Perşembe
KADIN
28 Mayıs 2018 Pazartesi
DİL
7 Mayıs 2018 Pazartesi
SORGULAMAK
1 Mayıs 2018 Salı
ÖĞRENMEK
10 Nisan 2018 Salı
BİZ KADINLAR SUÇLUYUZ
29 Mart 2018 Perşembe