12.12.2019, Perşembe
9 °C / 15 °C Denizli Hava Durumu

Çocuk sever misiniz ?

Sanırım büyük çoğunluğumuza bu soruyu yöneltsek yanıtımız “tabi ki evet” olacaktır.
Öyleyse neden 2 yaşında bir çocuğumuz varken çevremize dert yanıyor, cevaben de “sabret birkaç yıla kurtulursun” yanıtını duyuyoruz.
Neden onları sürekli büyütmek istiyoruz?
Bebeğin hoşluklarını severken zorluklarına ise neden katlanmak istemiyoruz?

Dikkat eksikliğinin, depresif duygu durumunun, panik atağın ve daha bir çok psikolojik rahatsızlığın artışından son yıllarda daha çok söz eder olduk. Psikolojik problemler, psikiyatrik ilaç kullanımı, eşler arası ayrılık oranı artmaya başladı. Gün geçtikçe alım gücümüz arttıkça, refah oranımız yükseldikçe mutsuzlaşıyoruz.

Ev hanımlığı kavramının son yıllarda gittikçe azaltılan kıymeti ve ev kadınlarının da aile bütçesine katkı sağlama zorunluluğu ile bebeklerin sütten kesildiği anda bir başkasına emanet edildiğini gözlemliyoruz.

Bebeğin bakımını üstlenen kişinin sahip olduğu psikolojik sağlık hali ve bakım vermeyi nasıl değerlendirdiği bebeğin yetişme tarzını doğrudan etkilemektedir.
Bebeği kendi bebeği gibi seven, ailenin genel kültür ve değerleri bakımından aileye benzer özellikler sergilemekteyse bebeğin elde ettiği psikolojik olgunluktan söz etmek mümkündür. Bebek, çevre koşulları bakımından şanslı bir bebek sayılabilir.

Bir de şanssız bebekler vardır ki, çevre koşullarının olumsuz etkisi ile psikolojik olgunluğundan söz etmek mümkün değildir. Beni hiç oturtmuyor, ev işi yapamıyorum savunması ile bebeğini saatlerce televizyonun karşısına yatırır ki oyalansın, kendine hiç ilişmesin.
Sahip olduğu psikolojik rahatsızlıklar ile bebeğin savunmasız ve bağımlı yapısını görmezden gelerek kendi sorun girdabında takılı kalır. Bebek; dünyayı, insanları ve duyguları tanımalıdır. Ne kadar kaliteli duygusal bakım alır ise çocuğun dünyaya bakışı da o kadar sağlıklı olacaktır. Bakım veren hangi duygu ile bebeğin yüzüne bakar ise bebek o duyguyu daha çok tanıyarak içselleştirecektir.

Bugün, öfkeli dediğimiz kişilerin bir çoğunun bebeklik döneminde bakım vereni vasıtasıyla içselleştirdikleri öfkeyi dışa vurduklarını görürüz. Sakinleşemeyen kişilerin yine bebekliklerinde zamanında sakinleştirilmediklerini, “Ağlasın nasılsa susar” yaklaşımıyla duygusal ihtiyaçlarınının giderilmediğini gözlemleriz.

Tüm bu psikolojik problemlerin nedenlerini açıklarken filmlerden ve dizilerden aşina olduğumuz bir cümleye atıfta bulunmak istiyorum. “Senin bi çocukluğuna inmek lazım.” Hepimizin çocukluğuna inmek lazım. Çünkü yaralanan bebeğin yarasını önündeki onlarca yıl boyunca tamir etmeye çalıştığını görüyoruz. Her birimiz öfkelenerek, bağımlı düzeyde severek, asosyal olup insanlardan kaçarak bebeklik döneminin yansımalarını yaşarız ve yaşatırız. İnsan oğlunun yaşamının her aşaması psikolojik gelişimi için önemlidir.

Bu nedenle aynı filmi tekrar çekmeye çalışarak hayatı ıskalamasına sebep olmak yerine bir defa kaliteli bir yapım ortaya çıkarmak bir bebeğe verilebilecek en değerli mirastır.

Yazarın Diğer Yazıları
Bütün Erkekler Aynı Mıdır?
25 Kasım 2019 Pazartesi
Kedi Sevgisi
5 Kasım 2019 Salı
Sevgi Pınarı
14 Ekim 2019 Pazartesi
Eyvah! Eşim beni sevmiyor
9 Eylül 2019 Pazartesi
Çilekar olmak üzerine
5 Ağustos 2019 Pazartesi