21.11.2018, Çarşamba
13 °C / 19 °C Denizli Hava Durumu

POLİTİKA

21 Haziran 2018 Perşembe
21:12

Haber Merkezi

Akbaba: Türkiye kırılma noktasında

CHP İl Başkanı Mahir Akbaba, 24 Haziran’da yapılacak seçimin önemini vurgulayarak, Türkiye’nin bir kırılma noktasına ve tarihi bir karar vermenin eşiğine geldiğini söyledi.

Akbaba: Türkiye kırılma noktasında

CHP Denizli İl Başkanı Mahir Akbaba, Milletvekili Melike Basmacı, Genel Başkan Yardımcısı ve Denizli 1. sıra milletvekili adayı Gülizar Biçer Karaca, 2. sıra milletvekili adayı Kazım Arslan, 5. sıra milletvekili adayı Özgür Savaş Bayar, 6. sıra milletvekili adayı İlhan Özcan, CHP yönetim kurulu üyelerinin katılımıyla Serinhisar’da miting düzenlendi.

Akbaba, mitingte yaptığı konuşmada 24 Haziran’da yapılacak seçimin önemine dikkati çekti, ülkenin içinde bulunduğu sorunlara değindi. Akbaba’nın konuşmasından satır başları şöyle:

“CHP KURTULUŞUN VE KURULUŞUN PARTİSİDİR”

Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’nin kurtuluşuna ve Cumhuriyet’in kuruluşuna damgasını vurmuş, kurtuluşun ve kuruluşun partisidir. Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetlerini ve Cumhuriyetimizin kurumlarını kazandıran partidir. Cumhuriyet Halk Partisi, güçlendirilmiş parlamentoya, sosyal devlete ve insani gelişmeye en yüksek değeri veren partidir. Cumhuriyetimizi demokrasiyle, demokrasiyi sosyal devletle taçlandıran partidir. Cumhuriyet Halk Partisi, milletimizi savaşların, yoksulluğun ve geri kalmışlığın pençesinden kurtarmak için, büyük atılımları ve büyük dönüşümleri başlatmış partidir. Anadolu’nun okulu, yolu, alt yapısı olmayan kasaba ve köylerinde, başta şeker fabrikaları olmak üzere dokuma, çimento, demir-çelik, maden ve gıda fabrikalarını kurmuş; kamu kaynaklarıyla yerli ve milli üretimi başlatarak kitlesel istihdamı sağlamış partidir.

“TÜRKİYE TARİHİ KARARIN EŞİĞİNDE”

Türkiye, bir kırılma noktasında. Türkiye, bugün tarihi bir kararın eşiğinde. Özgür yurttaşlar olarak kardeşçe bir arada mı yaşayacağız? Yoksa özgürlüğünü yitirmiş ve birbirinden uzaklaşmış kalabalıklara mı dönüşeceğiz? Ülkemiz bugün, kişiselleşmiş, keyfileşmiş tek adam rejiminin tehdidi altındadır. Demokrasimiz, derin bir krizin içindedir. Tek adam rejimi, Gazi Meclisimizin egemenlik haklarını elinden almaya çalışmakta, kuvvetler ayrılığı ilkesini hiçe sayarak demokrasimizi işlemez hale getirmektedir. Olağanüstü hal rejimi, hukuk devletini ve yargı bağımsızlığını yok etmekte, hukukun üstünlüğü yerine, üstünlerin hukukunu dayatmaktadır. Türkiye, bugün bir parti devletiyle yönetilmektedir. Türkiye, bu nedenle bir rejim krizi, bir meşruiyet krizi yaşamaktadır. Yurttaşlarımız, baskı ve eziyet düzeni altında mağdur edilmektedir. Milletimizin barış içinde, bir arada yaşama arzusu, korku ve karamsarlık iklimine teslim edilmektedir. Çatışmacı ve ayrıştırıcı dil, halkımızın huzur ve güvenini ortadan kaldırmaktadır.

Demokratik bir rejimin asgari koşulu olan adil ve serbest seçimlere gölge düşürülmektedir. Seçimlerin güvenliğinden sorumlu olan kurullar ve görevliler, seçim yolsuzluklarının sebebi haline gelmektedir. Seçimleri kaybedeceğini anlayan iktidar, çareyi seçim hilelerine başvurmakta aramaktadır. Yozlaşmış parti devleti, halkımızın derin demokrasi bilincine ve ülkemizin uluslararası itibarına gölge düşürmektedir. Özgür basının, üniversitelerin ve sivil toplumun sesi kesilmektedir. Muhalifler hapse atılmakta, toplumun diğer kesimlerine karşı sindirme politikası izlenmektedir. Cumhuriyetin özgür yurttaşları yerine, parti devletinin itaatkar kitleleri arzulanmaktadır. Tek adam rejimi, ülkemizin yüzlerce yıllık devlet geleneğini, kurumların hafızasını ve yetişmiş insan kaynaklarını yerle bir etmektedir. Liyakatsizlik, usulsüzlük ve kayırmacılık, her düzeyde yaygınlaşmaktadır. Seçilmişler OHAL düzenlemeleriyle görevlerinden alınmakta; neredeyse tüm kurumlar, kayyumlar ve vasıfsız danışmanlar tarafından yönetilmektedir. Hak edenler dışlanmakta, hak etmeyenler baş tacı edilmektedir. Kamu kurumları ve kadroları çürütülmektedir. İktidar sahipleri doğal kaynaklarımızı ve kamu olanaklarını adaletsizce yandaşlarına dağıtmakta, pervasız yolsuzluklarla ülkemizin üretken sektörlerini iflasa sürüklemektedir.

“TÜRKİYE UYGAR DÜNYANIN GERİSİNDE KALIYOR”

Bugün artık tüm çıplaklığı ile görülmektedir ki, Türkiye’nin çalışan ve üreten kesimleri üretimden hak ettikleri payı alamıyor. Ülkemiz nitelikli büyüme potansiyelini gerçekleştiremiyor. Türkiye, üretimde ve bölüşümde uygar dünyanın gerisinde kalıyor. Milyonlarca işçimiz düşük asgari ücretle çalışmak zorunda bırakılıyor. Esnafımız, vergi ve kredi borçlarını ödeyemiyor. Sattığı malın yerine yenisini koyamıyor. Çiftçilerimiz, yüksek girdi maliyetlerini karşılayamıyor. İthalat nedeniyle eziliyor. Düşük ürün fiyatları yüzünden tarlasını terk ediyor. Orman köylülerimiz, sosyal güvenliğe ve emeklilik haklarına sahip olmaksızın çalışıyor. Emeklilerimiz, emekli maaşıyla geçinemiyor. Her geçen gün yoksullaşıyor. Öğretmenlerimiz, düşük maaşa ve kabul edilemez çalışma koşullarına mahkum ediliyor. Yüz binlerce genç öğretmen göreve atanmıyor. Ücretli öğretmenler yoksulluk sınırında çalıştırılıyor. Memurlar, liyakate göre yükseltilmiyor. Atama ve tayinler adaletsiz biçimde gerçekleştiriliyor.

KOBİ’ler borç ve vergi yükü altında eziliyor. Yüksek maliyetler nedeniyle zarar edip üretimden çekiliyor. Sanayiciler, istikrarsız dış politika yüzünden pazar kaybediyor. Küresel rekabet avantajını yitiriyor. Ülkemizin genç kuşakları, niteliksiz eğitim sisteminden zarar görüyor. Paralı eğitimden ve kötü sınav sisteminden muzdarip oluyor. Dünya sıralamasında hızla geriliyor. İş bulma umudunu kaybetmiş yüz binlerce gencimiz, okurken çalışmak zorunda kalıyor. Gençlerimiz umutsuzluğa mahkum ediliyor. Öğrenciler, yozlaşmış eğitim sisteminin ve işsizliğin birer kurbanı haline getiriliyor. Tek adam düzeni, baskılar ve liyakatsizlik yüzünden akademisyenleri, yetişmiş ve başarılı profesyonelleri ülkemizden göç ettiriyor. Ülkemizi bilim ve teknolojide geri bırakıyor. Türkiye, nitelikli göç veren; niteliksiz sığınmacı kabul eden bir ülke konumuna geriliyor. Tek adam rejimi, sömürünün, hukuksuzluğun ve liyakatsizliğin en temel nedeni haline geliyor.

Türkiye, bugün önemli bir kararın eşiğinde. Türkiye, bugün yeniden kurtuluşun ve yeniden kuruluşun eşiğinde. Şüphesiz bu vahim koşullar altında bile aziz milletimiz, kaderini tek bir kişiye, tek bir aileye, tek bir zümreye, tek bir parti devletine teslim etmeyecek kadar, basiret, cesaret ve adalet duygusuna sahiptir. Çünkü Türkiye, yeni demokratik bir anayasayı halkımızla birlikte hayata geçirebilecek, yıkılmış kamu kurumlarını ve yozlaşmış kadroları sil baştan inşa edebilecek, geri kalmış ve bağımlı ekonomik düzenin yerine milli bir üretim ve bölüşüm sistemi kurabilecek, yoksulların, ezilenlerin ve adalet arayan mağdurların yanında cesaretle durabilecek, hak, hukuk ve adalet için mücadele edebilecek bir partiye sahiptir.

“OHAL’İ KALDIRACAĞIZ”

Tek adam rejiminin askıya aldığı ya da ihlal ettiği tüm anayasal ve evrensel hakların yeniden kullanımını sağlayacağız. Başta OHAL olmak üzere tüm bu uygulamaları sonlandıracak, yarattıkları tahribatı ortadan kaldıracağız. Yurttaşlara dönük işkenceye varan şiddeti, eziyeti ve onur zedeleyici tüm uygulamaları sonlandıracağız. Tüm darbelerin izlerini silecek, yürürlükte olan darbe yasalarını kaldıracağız. Barışçıl toplantı ve gösteri hakkının hiçbir koşulda kısıtlanmaması ve demokratik tepkilerin özgürce ifade edilmesiyle yetinmeyecek, nefret söylemi ve şiddet çağrısı içermediği sürece en aykırı fikirlerin savunulmasını dahi yasal güvence altına alacağız. Özgürlükçü demokrasinin teminatı olan örgütlenme hakkının ve örgütlü toplumun önündeki tüm engelleri kaldıracağız.