21.11.2018, Çarşamba
13 °C / 19 °C Denizli Hava Durumu

POLİTİKA

27 Haziran 2018 Çarşamba
17:49

Engin ÜNAL / D20HABER

Akbaba: Bir değişikliğe ihtiyaç var

CHP İl Başkanı Mahir Akbaba, seçim sonuçlarıyla ortaya çıkan tablonun bir değişikliğe ihtiyaç olduğunu ortaya koydu. Akbaba, Türkiye’nin konuştuğu Ankara’daki eylemle ilgili olarak ise, “Maalesef parti dinamiklerine uygun davranamadılar, gençliklerine yenildiler” ifadesini kullandı.

Akbaba: Bir değişikliğe ihtiyaç var

CHP, 24 Haziran’daki seçime Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde birinci parti olma ve Muharrem İnce’nin cumhurbaşkanı seçilmesini sağlama iddiasıyla girdi. Ancak, ana muhalefet partisi oylarını bile koruyamadığı gibi, önemli oranda kayba da uğradı.

CHP’nin oy kaybettiği illerden birisi de Denizli oldu. 1 Kasım 2015 seçiminde 221 bin 31 oy alan CHP, 24 Haziran’da yüzde 13’ü geçen bir kayıpla 192 bine geriledi. Ekonominin kötü gittiğinin söylendiği, dolar kuru ile patates ve soğan fiyatlarının konuşulduğu bir dönemde iktidar partisinin kaybı ise yüzde 6.71 oldu. Milletvekili sayısının 2’den 3’e çıkması ise seçimin teselli ikramiyesi niteliğindeydi.

Bunlara ilave olarak bir de CHP İl Gençlik Kolu Başkanı Hakan Imırgı ve arkadaşlarının Ankara’ya giderek genel merkez önünde 24 saatlik eyleminin eklenmesi, Denizli’yi siyasi gündemin ön sıralarına taşıdı. İşte tüm bunları CHP İl Başkanı Mahir Akbaba ile konuştuk. Biz sorduk, Akbaba samimi bir şekilde sorularımızı yanıtladı.

“ORTADA CHP ADINA BİR BAŞARISIZLIK VAR”

Bir seçim geride kaldı. Siyasi partilere artıları var, eksileri var. İsterseniz herkesin çok konuştuğu rakamlarla başlayalım. 1 Kasım 2015 seçimlerinin Denizli’deki sonuçlarıyla karşılaştırıldığında 24 Haziran’da yüzde 13 oy kaybı görünüyor. Ekonominin kötü gittiğinin söylendiği dönemde yapılan bu seçimde, AK Parti yüzde 7 dolayında oy artışı sağlıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öncelikle il, ilçe yönetimlerimize, kadın kollarımıza, gençlik kollarına, meclis üyelerine, koordinasyon kuruluna, disiplin kuruluna, belediye başkanlarımıza, partililerimize, gönüllülerimize teşekkür etmek istiyorum. İnanılmaz bir efor sarf ettiler. Mücadele arzuları, istekleri en üst seviyedeydi. Seçimin açıklandığından sandıkların sayımına geçilmesi dahil oyumuza sahip çıktılar. Herkes üzerine düşeni yaptı. Sonuç bizim beklediğimizin, arzuladığımızın, hedeflerimizin maalesef altında kaldı. Ortada CHP adına bir başarısızlık var.

Her ne kadar vekil sayımızı 2’de 3’e çıkarmamız başarı gibi görülse de bu ancak teselli olabilir. Bir önceki seçime göre oy kaybımızın sebeplerini tabii ki kendi içimizde aramız lazım, kendi öz eleştirimizi yapmamız lazım; ondan sonra bizim dışımızda hangi faktörler etkiliydi onu değerlendirmek lazım. Ama şu bir gerçek yapılması gerekeni yaptık. Hak dedik, hukuk dedik, adalet dedik, ekonomi ekseninden, dış politikadan bahsettik, eğitimdeki sıkıntılardan bahsettik. CHP olarak doğruları söylemekten bir adım bile geri durmadık. Doğru bildiğimizi, inandığımızı, verileri, eldeki rakamları halkımızla paylaşmaya devam edeceğiz. Ama görünen o ki bizim söylediklerimiz yeterli etkiyi uyandırmamış seçmende. Çünkü bir önceki seçime göre oy olarak geriye geldik.

“İYİ PARTİYE OY GEÇİŞİ OLDU”

Bunun size göre bir anlaşılır tarafı, izahı var mı? Ekonominin de kötüye gittiği söylenirken muhalefetteki bir partinin oylarının neden geriye gittiğinin bir analizini yapabildiniz mi?

Kendi içimizde yaptık tabii ki. Biz mi eksik çalıştık, eksik çalışmaktan kastım halka dokunamadık, gönül bağı kuramadık mı? Evet bu da var işin içerisinde. Bu bir erken seçim değil baskın seçimdi. 50 gün içerisinde biz hem ruhumuzu, hem gönlümüzü, hem de kişiliğimizi, karakterimizi, bilgimizi ortaya koymaya çalıştık ama mutlaka temas edemediğimiz, dokunamadığımız insanlar oldu. Ben o noktada öncelikle kendimizi insanlara aktarmakta, anlatmakta zorlandığımızı düşünüyorum.

Bunun yanında yeni kurulan İYİ Parti var. İYİ Parti ile seçime girilmesi noktasında demokratik anlamda adım atarak birlikteliği gerçekleştirdik. Hemen akabinde de Millet İttifakı olarak aynı tarafta yer aldık. Denizli’nin İYİ Parti’nin kurulması aşamasında çok önemli katkıları oldu. Zaten Türkiye genelinin üzerinde de ciddi bir oy aldılar. Hemen her partiden İYİ Parti’ye oy geçişleri var. 5 puan MHP, 5 puan AKP ve 6 puan CHP’den oy gitmiş görünüyor. Kendi içimizdeki öz eleştiriden sonra insanlara kendimizi anlatamamak, onlara dokunamamak, temasa geçememek ya da inandıramamaktan sonra, İYİ Parti’nin Denizli’de yakaladığı ivme, hava.

“EVLERE KONUK OLDUK, SİNERJİ YARATTIK”

Bu noktada şunu sorayım o zaman. CHP’nin il, ilçe yönetimleri var. Mahalle temsilcileri, belediye meclis üyeleri, belediye başkanları var. Temas kurabilecek bir yapı mevcut. Ancak bu yapı CHP’nin seçim stratejisini kitlelere aktarmakta, temas noktasında eksik mi kaldı?

Şimdi özellikle gençlerimiz ve kadınlarımız sizin dediğinizin ötesinde, yani seçimden seçime gidip, “merhaba” deyip el sıkıp, broşür vermekten ziyade ramazan ayında insanlara konuk oldular, evlerine girdiler, yer sofrasında oturdular, tarhana çorbasını beraber içtiler. Hatta kendi yaptıkları yemekleri götürüp ikram ettiler. İftar sofraları kurulması noktasında gençlik kolları “yeryüzü sofraları” adı altında 8-9 etkinlik yaptı. Bunların hepsi bir taraftan gönüllülük, bir taraftan da maddi güce dayalı etkinlikler. Biz insanlarla temas kurma noktasında az önce söylediğiniz yapılar veya kişilerin iletişim kurma konusunda ciddi bir sıkıntı olduğunu düşünmüyorum. Çünkü insanlar fazlasıyla kazanabileceklerini hissetmişler, son 16 yıldır olmadığı kadar kuvvetli bir sinerjiyi ortaya çıkarmışlardı. O nokta da kendilerine teşekkür ediyorum. Eleştirilecek noktalarımız, eksik kaldığımız mutlaka vardır. Ancak kimsenin kötü niyetle hareket etmediğini biliyorum.

 

“MİLLETVEKİLİ LİSTEMİZ KABUL GÖRDÜ”

Milletvekili aday adayları vardı, daha sonra liste açıklandı 8 aday kaldı. Yıllardır seçimlerde ön sıralarda görünen, aday adayı olanlar liste açıklanmasından sonra kenara çekildi. Burada bir sıkıntı yaşandı mı? Ben aday değilsem bundan sonrası tufan gibi davranışlar oldu mu?

17 aday adayımız vardı, hepsi birbirinden kaliteli, düzgün insanlar. Hatta şöyle bir eleştiri almıştık; neden CHP’nin aday adayı sayısı diğer partilerden az diye. Ben de onlara “sizler cesur yüreksiniz, hepinizin bizde karşılığı var, hepinizin bizde yeri var” diye cevap vermiştim. Süreçte 8 kişilik bir liste oluşturuldu. Bunda ilçe örgütlerimiz, kadın kollarımız, gençlik kollarımız ve il yönetiminin oluşturduğu listelerin genel merkeze götürülmesiyle ortaya çıkan bir listedir. Ha insanların keşke o olmasaydı da şu olsaydı gibi eleştiriler olacaktı. Hatta ilk başlarda şöyle bir eleştiri aldık; “neden bu kadar yaşlı bir liste?” dediler.

Oysa ben genç bir başkanım, benden yaşı küçük olan 3 tane milletvekili adayımız vardı. İlk 8’in dışındaki 9 aday adayı arasında sadece eski il başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu’nun kafadaki gençlik yaş grubuna yakın olduğunu görüyorduk. Dolayısıyla birilerinin gönlünde başkaları yatar, diğerlerinin gönlünde farklı isimler vardır. O noktada ben ilk 8 sıradaki adaylarımızın Denizli geneline baktığımızda çoğunun onayını aldığını görüyorum.

Peki bu listenin dışında kalan insanlar ne yaptı derseniz? Seçim Koordinasyon Kuruluz bizim bilgimiz dahilinde o insanlarla da temasa geçti. Ben kendim de sadece 9 aday adayımız değil, partimizin ileri gelenleri, geçmiş dönemlerde yöneticilik yapmış isimlerini tek tek aradım, ziyaret ettim, göreve davet ettim. O noktada üzerlerine düşenleri fazlasıyla yaptılar. Örneğin en büyük destekçilerimizden bir tanesi eski genel sekreterimiz Adnan Keskin oldu. Verilen programı günü gününe yerine getirdi. Onun gibi birçok isim sayabilirim. Arif Balkanay, Ali Kavak, Ali Marım, Niyazi Oğuzlar, Zafer Gönenç, Osman Bartal, Selahattin Koçdemir gibi isimler ciddi anlamda katkı koydu. Bunlar bizim için önemliydi. Vekillik sıralamasında ilk 8’de olamayan veya umduğunu bulamayanların da dönem dönem gelip ciddi anlamda katkı koyduğunu söyleyebilirim.

Söylediklerinizden şu anlıyoruz: Denizli’yi kucaklayan bir liste…

Her parti içerisinde listeleri eleştirenler olduğu gibi, beğenenler de oldu. Ama sonuçta listemiz buydu. Biz bu insanlarla yola çıktığımızda şunu gördük; eleştiride bulunanlar bile “bu sefer kazanacağız, bu sefer tamamdır” diyerek, gerek ilçelerdeki, gerekse merkezdeki çalışmalara ellerinden gelen katkıyı koydular.

“GENÇLİKLERİNE YENİLDİLER”

Türkiye’nin gündeminde Denizli var. Gençlik örgütünden bir grup Ankara’da genel merkezin önünde eylem yaptı. Bu eyleme nasıl bakıyorsunuz?

Gençler, belli yaştaki partililere veya görev başındaki CHP’lilere göre daha ateşliler, daha sinirliler. Bunun temelde yatan sebebi şu: Sahada en önde olan, gecelerce çalışan onlar. Bir şey asılacak onlar koştu, bir şey yapıştırılacak onlar koştu. Bir miting düzenlenecek en önde cansiperane şekilde onlar. Hepimizden daha fazla da inandıklarını biliyorum CHP’nin iktidar olacağına ve Sayın Muharrem İnce’nin cumhurbaşkanı olacağına… O noktada inanılmaz bir çalışma gösterdiler. Günde birkaç saatlik uykuyla günlerce sahada kaldılar. Gitmedikleri köy, kahvehane; konuşmadıkları genç, yaşlı, emekli, çiftçi, esnaf kalmadı. Sonuç bu olunca gençliğin verdiği ateşle fevri bir şekilde hareket gerçekleştirdiler.

Onun evvelinde Denizli’de bir takım sıkıntılar oldu. İlçe seçim kurulunun önünde bekleyen ama partilimiz olan ama gönüllümüz olan, o gün sandıkta müşahitlik görevini yerine getirmiş olan, “oyumuz namusumuzdur sandığa sahip çıkmamız gerek” diyen 250 kişilik bir kalabalık vardı. Milletvekillerimiz oradaydı. Ben ara ara gidip geldim. Yöneticilerimiz orada gençlerle ilgili gerekli konuşmaları yaptılar. Biz şunu istemiştik tüm CHP’lillerden: Seçimi kaybettik, pazartesi günü herkes kendi iç hesaplaşmasını yapsın, salı günü de ilçe yönetimleri başkanlarıyla bir araya gelsin, Çarşamba günü de il ve ilçeler bir araya gelip durum değerlendirmesi yapalım istemiştik. O noktada gençlik kolu başkanımız Hakan Imırgı, Ankara’ya gitmeye karar vermiş. Gittikten sonra bana haber verdi. “Başkan durum bu, ben geldim” diye. Ben de kendisine bunun doğru olmadığını, bir protesto, bir eylem yapılacaksa bunun öncelikle gençlik kolları başkanı olarak üyeleriyle konuşması gerektiğini, sonra bizlerle birlikte örgüt dinamiği gereği paylaşması gerektiğini, orada yapılacak cılız bir eylemin, protestonun onların düşündüğü faydayı sağlamayacağını, tam tersine CHP’ye zarar vereceğini söyledim. Çünkü ortada daha genel başkanımızın ortada net bir açıklaması ne de cumhurbaşkanı adayımızın net bir söylemi vardı.yöntemin bu olmaması gerektiğini düşünüyorum. Maalesef parti dinamiklerine uygun davranamadılar, gençliklerine yenildiler.

Bir disiplin soruşturması söz konusu olacak mı?

Başkanımız oraya gittikten sonra telefon görüşmemiz “sizleri zor durumda bırakmamak adına istifamı verdim” diye bana söyledi. Bizim zor durumda kalıp kalmamamız önemli değil. Biz koltuk sevdalısı değiliz. Önemli olan CHP’nin zor durumda kalmaması, önemli olan CHP’nin geleceği. Bizim tarafımız belli. Biz CHP’nin tarafındayız, onun başarısı için mücadele eden insanlarız. Kendisine bunu ifade ettim. 24 saat süreli eylem olacağını yine bana söylemişti, “10.00’da başladım, 10.00’da bitireceğim” demişti. Bitirdiğinde de arayıp bildirdi. Döneceğini söyledi. “Peki gel bakalım. Bizim sana Ankara’da değil, Denizli’de ihtiyacımız var” dedim. Oturup kendi içimizde değerlendireceğiz.

“GÖRÜNEN ŞU: BİR DEĞİŞİKLİĞE İHTİYAÇ VAR”

Ortada seçim başarısızlığı olunca CHP’de kurultaylar konuşulur. Bir taraftan da önümüzdeki yıl yapılacak yerel seçim var. 1-Parti için sorgulamanın ardından kurultay yapılmalı mı? 2-CHP Kurultay süreci ve yaşananlar yerel seçimlere nasıl hazırlanır?

Burada bir sıkıntı var. Ortada bir başarısızlık var, mevcut kadrolarla devam mı etmeliyiz? Yoksa hızlı bir şekilde mekanizmayı işletip kendi içimizdeki hesaplaşmayı çözüm yeni kadrolarla mı yerel seçime gitmeliyiz? Bu bir handikap açıkçası. Ben yerel seçiminde normal takviminde değil, daha erken yapılabileceğini düşünüyorum. Başkanlık sisteminin mevcut haliyle tam anlamıyla işlemeyeceğini, Recep Tayyip Erdoğan’ın kafasındaki sistemin yerel yönetimlerle entegre olmuş bir meclis ve başkanla birlikte gerçek randımanında kullanılabileceğini düşünüyorum. O noktada şunun olması gerekiyor. Hızlı bir şekilde il başkanlarını toplayacaktır herhalde genel merkez. “Buyurun gelin, sizdeki durum ne?” diyecektir. Bize söz hakkı verirlerse ben Denizli’de olup biteni tüm çıplaklığıyla, tüm gerçekliğiyle içimden geldiğince anlatacağım. Yok söz hakkı verilmezse, oturulup sohbet edildikten sonra bizi gönderirlerse yazılı olarak onlara söyleyeceklerimizi ilçe başkanları, gençlik kolları başkanları, kadın kolları başkanları ve yönetimimizden aldığım doneleri yazılı olarak sunacağım. Takdir onların. Bütün il başkanlarını toplamazlarsa, zaten bu eylemle Denizli’nin adı gündeme oturmuş durumda. Ben çağrılırım veya kendim giderim; ne oldu, ne bitti, ne durumdayız onları mutlaka değerlendiririz. Ama görünen şu: Bir değişikliğe ihtiyaç var.

“YEREL SEÇİMDE ADAYLAR ÖN SEÇİMLE BELİRLENMELİ”

Bu sürece bir de aday belirleme girecek. Ön seçim olmalı mı ya da genel merkez adayları belirlemeli mi?

Her ne kadar ön seçim kendi iç enerjimizi tüketse de kırgınlıklara, küskünlüklere, kavgalara yol açsa da parti için demokrasiden dolayı ön seçim taraftarıyım.bu açık ve net. Ama istiyorum ki CHP yereldeki bu ön seçiminden birbirini üzerek, kırarak değil daha birleşerek ve güçlenerek çıksın. Bir taraftan demokrasiyi savunacağız, bir taraftan kendi iç seçimimizde antidemokratik bir şekilde görevlendirme yapacağız, bu kabul edilebilir bir durum değil açıkçası. Benim isteğim, arzum demokratik bir ön seçimdir. Aksi takdirde yine bir takım söylentilerle yol almaya çalışacağız. Bunun olmaması istiyorum. Bu konuda da yöneticilerimizle birlikte gereken iradeyi göstereceğiz.

Ön seçim delege bazında mı yoksa tüm parti üyelerinin katılımıyla mı olmalı?

Demokrasi diyorsak, bütün partililerin katıldığı geniş katılımlı ve sonucu hiçbir şekilde şüphe, şaibe uyandırmayacak şekilde olması en büyük arzumuzdur.