19.11.2018, Pazartesi
11 °C / 18 °C Denizli Hava Durumu

POLİTİKA

6 Kasım 2018 Salı
13:24

Haber Merkezi

Balkanay: Aday adaylığı başvurumla yandaş medyanın yapacağı olumsuz propagandayı önledim

CHP Denizli Büyükşehir Belediye Başkan Aday Adayı Arif Balkanay, son gün son saatte yaptığı başvuruyla yandaş medyanın CHP aleyhine yapacağı olumsuz propagandanın önüne geçtiğini söyledi.

Balkanay: Aday adaylığı başvurumla yandaş medyanın yapacağı olumsuz propagandayı önledim

CHP Denizli Büyükşehir Belediye Başkan Aday Adayı Arif Balkanay, Denizli Gazeteciler cemiyeti’nde düzenlediği basın toplantısında, başvuru süreci ve devamındaki gelişmeleri değerlendirdi. Balkanay’ın basın toplantısından satır başları şöyle:

“BELEDİYE BAŞKANI AĞLAYA AĞLAYA İSTİFA EDİYOR”

“Ağlayarak istifa eden bir belediye başkanı… Partisi önemli değil ama ağlayarak istifa etmesi önemli. Böyle bir siyasi kültürde demokrasiden bahsedilemez. Hangi partiden olursa olsun, halkın oylarıyla gelen birisi görevden alınmaz. Suça karışması halinde zaten yargılanır ama siyasi kaygı ve saiklerle görevde alma olmaz.

“BİREYLER, KURUMLAR BEDEL ÖDÜYOR”

Türkiye’nin en zenginlerini düşünün, hallerinden memnunlar mı? Hiç detaya girmiyorum, tekstil firmalarına ve intihar edenlere girmiyorum. Örnek Pamukkale Turizm… Gelinen nokta o firmaların yönetim eksiklerinden mi kaynaklanıyor? Böyle diyebilir miyiz? Hayır… Demek ki ülkeyi yönetenlerin yaptığı bir takım yanlışlar var. Gelinen bu noktada bireyler ya da kurumlar bedel ödüyor. Doğacak çocuklarımızın bedel ödememesi için önümüzdeki yerel seçimler çok stratejik önem taşıyor.

“DENİZLİ AKP İLE ÇOK YILLAR KAYBETTİ”

Sayın Ali Marım’dan bu yana Denizli Belediyesi ya da Büyükşehir Belediyesi’nde 20 yıldır Cumhuriyet Halk Partili bir fikri özne yok. Denizli açısından bu kayıp. 2004’den 2019’a 15 yıl ciddi bir süre. Yılmaz Büyükerşen, Eskişehir’i kaç yılda yarattı? 17 yılda… AKP zihniyetiyle Denizli Belediyesi yönetiminde 15 yıl geçti. Şimdi Denizli ile Eskişehir’i çağdaş kent ve çağdaş kentli yaratma konusunda lütfen karşılaştırın. Çok yıl kaybettik, bunu bir an önce kapatmamız gerekiyor.

“CHP’NİN SIRTINDA TARİHİ BİR SORUMLULUK VAR”

CHP’nin sırtında çok tarihi bir sorumluluk var. Saray rejimine karşı tüm demokrasi güçleri yerelde maksimum başarı göstermek zorunda. Denizli’de bu konuda lokomotif güç CHP’dir. Önce kazanmak, sonra da 5 yıllar boyunca yeni başarı öyküleri yazmak, mutlu ve huzurlu insanların yaşadığı Denizli’yi zorundayız. Başta genel başkanımız olmak üzere partinin yönetim kademelerinin bu sorumluluk bilinciyle hareket ettiklerine inanıyorum. Başarmaktan başka alternatifimiz yok ya başaracağız ya başaracağız.

“PARTİ İÇ HUKUKU İLE KURALLAR BİREBİR ÖRTÜŞMEYEBİLİR”

24 Haziran seçimlerine göre oy farkı 80 bindir. Tek başımıza bu yarışa girdiğimizde kapatma olasılığımız ile demokrasi güçlerini bir araya getirip öne geçmeyi karşılaştırdığımızda, ikinci formülün gerçekçi olduğunu görüyoruz değil mi? Benim gibi düşünen büyüklerimizin de böyle düşündüğünden adım gibi eminim. Dolayısıyla partinin iç hukuk kuralları ile şu andaki sürecin bize dayattığı davranışlar arasında birebir örtüşme olmayabilir.

“YÜKÜ TAŞIYACAĞIMA İNANIYORUM”

Benim genel başkanım her fırsatta ‘şu şu illeri ve Denizli’yi kazanacağız’ diyor. Benim için çok önemli bir cümledir bu. Bunu nasıl ve kiminle kazanacağım sorularının yanıtları da başta genel başkanım olmak üzere, Denizlili genel başkan yardımcımızın, il örgütümüzün, bütün ilgili kurumlarımızın gerekli mesaileri yaptıklarını biliyorum. Sonuçta en doğru kararı üreteceklerdir. Bir partinin kendi iç hukuku içerisinde koymuş olduğu takvimin gereğini yapan bir kardeşinizim. Son gün, son saatte dosyayı teslim eden tek kardeşinizim. Bu anlamlı. Genel başkanımızın Denizli’yi de saydığı özel strateji uyguluyorum sözünün gereğini yaptım.

Bundan sonraki süreçte kiminle kazanacağız? Yetmez kazandıktan sonra 5 yıl nasıl başarılı olacağız? Bunu başarabilelim ki halkımız genel seçimlerde söylediğim oy farkını bu kez tersine çevirsin. Aydınlanmadan, çağdaş Türkiye’den, çağdaş Denizli’den yana olanlar bu kez en az 80 bin oy fark atsın. Arif Balkanay olarak üstlendiğim misyon bu. Evet, doğrudur; siyasi etik kuralları gibi nedenlerle değerlendirme yapabiliriz. Ama başarı ve ardından başarı öyküleri kazanma anlamında değerlendirmeler yapabiliriz. Kişisel anlamda bu kente dair söyleyebileceğim, kentleşmeye dair söyleyebileceklerim, başarı öyküsünün yazılması konusunda donanım, mesleki ve siyasi kimlik gibi kriterler bakımından değerlendirdiğinizde bu yükü fazlasıyla taşıyabileceğimin bilincinde olan birisiyim. Ama bunun için bir öncelik gerekiyor. Sandıktan en yakın rakibinden 1 oy fazla almak. Seçimi kazanmak için gerekli olan ne kadar objektif ve pozitif, ilkeli, bilimsel hamleler var ise, yetmez kararlar var ise genel başkanımızın da bu kararları vereceğine bütün kalbimle inanıyorum.

“KAZANMA İRADEMİ BEYAN ETTİM”

Resmi başvuru yapmayan kardeşlerimizin isimlerinin bile parti tabanında, kamuoyunda konuşuluyor olması bu anlamdadır. Çünkü bizim önce seçimi kazanmamız gerekiyor. Zaten kiminle kazanacağımızı lütfen bilimsel olarak ölçün önerisi benimdir. Kime söylüyorum bunu? Kendi partimin yetkililerine… Çünkü bizim önce seçim kazanmamız gerekiyor. Arif Balkanay ile mi kazanılacak bu seçim? Evet… Ben zaten kendi irademi beyan etmişim.

“BAŞVURUYU PARTİMİ KORUMAK İÇİN YAPTIM”

26 Ekim son gündü. Genel başkanımızın da kazanacağım diye saydığı illerden Denizli’nin son, son saatte müracaatımı gerçekleştirdim. Partimi korumak için yaptım bunu. Çünkü yandaş medyada olası bir resmi başvuru olmaması halinde hem Denizli hem CHP açısından çok yanlış bir propagandaya yönelineceğini hissettim. Bu açıklama herhalde yeterince açıktır.

Bu kararı tek başıma vermedim. Başka aday adayları başvuru yapsaydı böyle bir durum karşısında ortak değerlendirme yapılırdı. Mesele ikili. CHP önderliğinde demokrasi güçlerinin seçimi kazanması gerekiyor. Bu cümle çok önemli. CHP’nin tek başına seçimi kazanması gerekiyor demiyorum, Gönlümde yatan budur. Ama mevcut durum, rakamlar, sandık sonuçlarına baktığınızda CHP önderliğinde tüm demokrasi güçlerinin seçimi kazanması gerektiğini savunuyorum. 24 Haziran’ın alternatifini üretebilmek için 5 yıl boyunca da yeni yeni başarı öyküleri yazmamız lazım.”