12.12.2018, Çarşamba
4 °C / 6 °C Denizli Hava Durumu

POLİTİKA

3 Aralık 2018 Pazartesi
10:23

Haber Merkezi

Zeybekci: İzmirli ‘rakıma dokunma’ diyor, eyvallah

AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Nihat Zeybekci, hayat tarzına müdahaleden endişe duyan İzmirlilere “Demek kendimizi anlatamadık, biz hep İzmir’i AK Partili yapmaya çalıştık, aslında AK Parti’yi İzmirli yapmalıyız ve ideolojik duvarın ötesine geçmeliyiz. ‘Rakımıza dokunma’ diyorlar, eyvallah” diye seslendi.

Zeybekci: İzmirli ‘rakıma dokunma’ diyor, eyvallah

Nihat Zeybekci… Tavas’ın Pınarlar Mahallesi’nden başlayıp bugünlere uzanan yolculuğunda önce iş dünyasında, sonra da politikada hep konuşan bir isim oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en yakınında yer aldı. Sivil toplum örgülerinde görevler, Denizli Belediye Başkanlığı, Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Kongresi Türkiye Heyeti Başkanlığı, Türkiye Belediyeler Birliği Başkanvekilliği, arasında Türk Dünyası Belediyeler Birliği Başkanlığı ve ardından milletvekilliği… Komisyon başkanlığıyla başlayan başkent deneyimini Ekonomi Bakanlığıyla en üst düzeye taşıdı. Son olarak Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu Başkanvekilliği görevinde bulundu. Şimdi ise AK Parti’nin kuruluşundan bu yana belediye başkanlığını kazanamadığı 3 metropol kentten birisi olan İzmir’de seçim yarışına girecek.

İzmir için kolları sıvayan Zeybekci, medya aracılığıyla mesajlarını vermeye de başladı. Zoru başarıp “İzmir’i kazanan” olmak isteyen deneyimli siyasetçi, Hürriyet gazetesinde İpek Özbey’e verdiği röportajda, İzmirlilerin endişelerine dokundu. İşte o röportajdan kesitler:

-Eleştirilerden başlayalım. İsminiz açıklandığında sizin için “İzmirli bile değil” dendi. Ne diyeceksiniz?

Soyadımıza baksınlar. Pösteki sayar gibi saymak istemiyorum ama bununla ilgili tereddütü olanların tamamından fazla İzmirliyiz. Kimin İzmir’de dokuz ilçede işyeri var? Kimin İzmir’de bir şirketi var ki, 540 çalışanı var? Kim İzmir’de son yıllarda kurumlar vergisinde sahip olduğu şirketle ilk üçte, beşte yer alan bir performansa sahip? Bunları söylerken olmayanlara karşı bir kinayeli tutum içinde değilim, bizi İzmirli saymayanlar bilsin diye söylüyorum. İzmir, Anadolu’nun dünyaya açılan bir çıkış kapısı… İzmir Anadolu’nun da özeti zaten.

– “Mahallenin en güzel kızı, İzmir’i kim istemez” dediniz, cinsiyetçilikle eleştirildiniz…

“İzmir’i istiyor musunuz” diye sorduklarında içimden geldiği gibi, bütün samimiyetimle söyledim. Mahallenin en güzel kızı İzmir, kim ona yakın olmak, kim ona hizmetkâr olmak istemez ki! Bir de İzmir doğuştan çok güzel bir şehir. Özenilerek yaratılmış bir şehir. Doğal güzellikleri, iklimi, imkânları, tarihi, lokasyonuyla… Anadolu’nun en güzel şehri. Bunun gereği yapıldığı ve Anadolu’nun zenginliklerini de üzerine süs olarak taktığınız zaman dünyanın en güzel şehirlerinden biri olma potansiyeline sahip. Kim istemez ki böyle bir şehre hizmetkâr olmak. Kim istemez ki bu şehrin kalbini çalmak? Benim oradaki söylemime bir kadın-erkek ilişkisi bağlamında bakmak bence büyük bir haksızlık, biraz da kısır bir bakış açısı olur. Söylemimiz gayet samimi, doğal. Bizim insanımızın ağzından çok kolaylıkla çıkabilecek bir söylem. Cinsiyetçi demek gerçekten haksızlık…

– “İzmir’i almaya değil, bizden bir şeyler vermeye geliyoruz” diyorsunuz. Ne vereceksiniz?

Almak dersek, ayrımcı bir yaklaşım olur asıl. İzmir başka bir coğrafya mı ki biz onu fethediyoruz? Kendimizi vermeye, adamaya geliyoruz. İnşallah 1 Nisan günü İzmir başka bir sabaha uyanacak.

-CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığım röportajda “İzmir sadece CHP’nin değil, demokrasinin, çağdaşlığın, huzurun kalesidir. Bu yüzden bizi seçiyorlar” demişti… İzmirli’nin hayat tarzı endişesini anlıyor musunuz?

Ben şuna inanırım. Çoğunluk yanlışla ittifak etmez. Dolayısıyla çoğunluk “Ben böyle hissediyorum” diyorsa doğrudur. Orada olması gereken şey, samimi, açık, şeffaf, dobra olarak kendimizi anlatmak. İzmir eğer “Endişe hissediyorum” diyorsa, bunu çok ciddiye almak lazım. Bugün 16 yıldan beri iktidar olan bir parti, nerede, hangi hayat tarzı ya da inançla, özgürlükle ilgili negatif bir yaklaşımı olmuştur, bunu çok iyi anlatmamız lazım. Türkiye’de devrimcilik, özgürlük, liberallik, hoşgörü anlamında yaklaşımlara bakacak olursak, gerçek sosyal demokrat, özgürlükçü parti olarak AK Parti’yi rakipsiz görüyorum. Bir noktaya geldiğimizde nasıl tahammülsüz hale gelebildiklerini CHP’nin bazı uygulamalarında görebildim bugüne kadar. Kılıçdaroğlu’nun bu söyleminde bile görüyorsunuz. Kendi kabiliyetsizliklerini siyasi bir sırçayla örtme girişiminden başka bir şey değil bu. Vatandaşımızın “Acaba” diye bir soru işareti varsa, bunu ciddiye almamız lazım, alacağız da…

-Daha önce anlatmaya çalıştınız mı?

Anlatma ihtiyacımız olduğunu sanmıyorum. İnsanların yeme-içme alışkanlıklarıyla, kılık-kıyafetleri, eğitim ve söylem, her türlü ibadet özgürlükleriyle ilgili tereddüt oluşturacak bir şey görmüyorum. Bugün İzmir ile ilgili şunları duymuyor değilim: “Rakımıza dokunma”… Eyvallah. Bugün insanların özgürce içkilerini içebildiklerini ben biliyorum. AK Parti’deki arkadaşlarımız bugün içkisini içebilen, namazını da kılabilen, günü geldiğinde orucunu tutabilen bir hoş görü alanına sahiptir. Türkiye’nin bir özeti gibidir AK Parti. Demek ki biz anlatamamışız. İzmir’de bir anlatamama sorunumuz var. Özgürlükler şehridir, ilk hareketlerin başladığı yerdir. Cumhuriyet’in ilk yıllarında kurulan ilk çok partili partinin kurulduğu, mitingini yaptığı yerdir.